2 Ocak 2014 Perşembe

Yazar 1


Bazı günler yatağımdan hızlı kalkıyorum , vücudumun lideri; dizlerimdir, yüz üstü yatarken uyandığım günler affetmem, dizlerimi yatağa dayar zıplarım . O gün de öyle bir gündü, yüz üstü uyanınca ağzımdan akan salyayı yastığa silmiş hafif tebessüm etmiştim . Pencereden sızan güneşe göre saat 13'ten 14'e doğru ilerliyordu . pantolonumu giydim , gözümdeki çapakları elimde biriktirip  kapalı olmasına rağmen pencereye doğru fırlattım , bazı günler odanın oksijeni bitip geriye sigara dumanı kalınca da uyanıyordum ancak bu öyle bir durum değildi .
 Dizlerimi ovuşturdum,  şu an ayaktaysam onların sayesindeydi . Odada sigara yoktu , sabahları sigara içmeyeceğime dair anneme söz vermiştim . Biraz da şans eseri kaç gündür sabahları sigaram olmuyordu . Bir kasenin içinde yağı donmuş zeytin haricinde hiçbir şeyim yoktu , kül tablasındaki izmaritlerin her birinden bir nefes çekip dışarı çıktım . Hafız bugün veresiye verebilirdi . Dükkana girip " Selamın aleyküm cuman mübarek olsun hafız dayı " dedim . Gözlerini televizyondan ayırmadan başıyla selamımı aldı . Bakkal deyince aklıma 37 ekran televizyonlar gelir , tavana yakın bir yere sabitlenmiş saçma sapan bir kanalın sürekli açık olduğu televizyonlar . " Sana bir televizyon alalım hafız dayı , radyolu televizyon mu kaldı artık " dedim . Yine suratıma  bakmayarak "ya sabır " dedi. " Sabır ya Hafız dayı " dedim .
"Dün rüyamda bir ermiş senden bahsediyordu " . Suratıma baktı , kucağındaki teknoloji harikasını bir kenara bırakıp , yanıma sokuldu " ne dedi ermiş hazretleri  ? " dedi. 4 yıldır  İnsanların zayıf duygularını kullanacak kadar alçaktım . Bütün mahalle alçak sürüsüydü . ağız birliği yapmıştık herkes rüyalarımdan bahsedecekti . " Sucuğa görünüyorlarmış Hafız efendii".

dükkandan üç paket sigara ile çıkarken Hafız Dayı ağlayarak beni uğurladı . Kahvedeki çocukların cumasını kutlayıp sigaralarını dağıtırken olayı anlattım " iyi de sucuk bugün perşembe "

 Mahalle benim gibi güzel giyinimli türkçesi düzgün genç bir adamın 4 yıl önce buraya taşınmasına bir türlü anlam veremiyordu . Sonunda köyün eskilerinden birisi " Buraya eskiden şehirde bunalan okumuş adamlar,şairler gelirdi , bu çocuk onun gibi bişey olmalı " deyince bozuntuya vermedim . 4 yıldır Almanya'daki akrabalara , devlet dairelerine , büyük şehirlerde okuyan çocuklara yazmadığım mektup ,göndermediğim dilekçe kalmamıştı. " Allah razı olsun senden Sucuk " lafını duymadığım gün yoktur . Yazar gibi davranmak da hoşuma gidiyordu yoksa burada olmamın tek nedeni artık büyük şehirlerde bir hayalet olmamdı . Beni sevmeyen birisi yoktu ya da bir düşman sahibi değildim . Ancak beni seven birisi de yoktu .Artık  İnsanların yürürken içimden de geçebileceklerine inandığım bir gün çantamı alıp buraya geldim . Otobüsün nereye gittiğinden bile haberim yoktu , ancak 3 tarafı denizlerle kaplı yurdumda son durakta inersem deniz kıyısı bir kasabada yaşama ihtimalim  %75'ti.

Tokat'ta indim .