20 Aralık 2013 Cuma


küçükken bu arkadaşların kapaklarını biriktirirdim , insan büyüyünce büyük düşünüyor .Tanıştırayım:
Niğde gazozu , tam bir anadolu entellektüeli ! yaşı gelince okumak için büyük şehirlere gitmiş kendisi .batının ilmini alsa da anadolunun efendiliği her zaman baki kalmış . Otogarların , bakkalların dostudur . Süpermarketler ile işi olmaz .
Dört Mevsim gazozu, şöhreti erken buldu , ama üstüne bir şey koyamadı ne yazık . Hep zengin olmak istedi , süpermarketlerde koladan çok satılmak istedi , ama 70 kuşağından birkaç seveni dışında kimsesi kalmadı . Hala ara sıra sayısal loto oynar
Uludağ gazozu , 1930 yılında zor şartlar altında dünyaya geldi , ama sonra 3.kuşak kendini beğenmiş çocuklar şirketin başına geçince uludağ'ı tabiri caizse harcadılar . Uludağ çoğu kez "kardeşim beni portakallı yapmayın , limonata nedir arkadaş " dese de gözünü para bürümüş 3.kuşaklara lafını geçiremedi
Çamlıca, adı batsın . Kardeşlerin en şerefsizi . tam bir kapitalist . senin yanında rakı içer , abisinin yanında içkiye tövbe eder .Çok Sonraları parayı bulunca kimseyi aramaz oldu , onu arasan telefonu sekreteri açar . Şuan Çamlıca bey müsait değil der yüzüne telefonu çarpar . Çocukken büyüdüğü Çamlıca'ya bile uğramaz , etiler'de takılır . Ama gün gelir devran döner Çamlıca!
Balsa Gazozu , Pek tanımayız ,öldükten sonra hatırlanacak bir ressam gibidir . Bu hayatta  dikiş tutturamamıştır kendisi , pozitif bir gazozdur ama pek seveni de yoktur . İçilmesin ama hatırlansın ister .

1 Aralık 2013 Pazar

İmdat



Canımı alacakmış gibi bakıyordu .
 Aslında geçen sene baktığı gibi bakıyordu .. Daha önce kedi gibi, özleyecekmiş gibi , aşıkmış gibi baktığı bakışlardan tek farkı ; artık sevişmiyor oluşumuzdu . Ben kendi çevreme böyle anlatırken , o kendi çevresine onu aldattığımı anlatıyordu . Aslında aldatmamıştım , yani bu zamana kadar kendim dışında kimseyi aldatmadım.. Ama üst üste bir yıl telefonunu açmayışım başka türlü izah edilmezdi .

"Beni takip mi ediyorsun?" dedi .
" Neden seni takip edeyim bitmiş gitmiş ." dedim . Bitmiş ve gitmiştim .
" 3 gündür tam burada karşıma çıkıyorsun " dedi . İlk gün fark etmedi sanmıştım
" 3 gündür şu tekel'de işe başladım " dedim . Daha önce çalıştığım bir yalandı .
" Bir Marlboro kaç para " dedi . Gerçekten akıllıydı , bunu ona hiç söylemedim
" Telefonumda cevapsız çağrıların vardı " dedim . İnsan hayalini kurduğu bir diyaloğu hiç bir zaman yaşayamaz
" Evet geçen sene bir kaç defa aramıştım " dedi. Sesinde dalga geçer gibi bir ton vardı .

Onu, telefonunu açmadığım gün de seviyordum , hayat çok kısaydı ve beni affetmesi gerekiyordu

"Ne diyecektin? " dedim . Elimle telefon işareti yaptım .
" Neden telefonunu açmadığını soracaktım " dedi.
" Telefon sessizdeydi , çoğu kez duştaydım , önemli bir toplantım vardı ve önemli bir dost yemeğindeydim , uyuyordum hep uyuyordum "  
cevap vermedi . İlgisini çekmiyordum .
"Barıştık mı aşkım " dedim .

İmdat diye bağırsa beni linç ederlerdi , geçen hafta bir kadına tecavüz ettikleri köprü altında konuşuyorduk .
" İmdat " diye bağırdı . Acı çekmemi istiyordu .
Yineledi ve ekledi :
" İmdat gel seni arkadaşımla tanıştırayım "  . Bu ülkede İmdat diye isimlerin olduğunu biliyordum ama hiç görmemiştim . İmdat bize doğru yaklaşırken
" Kim bu orospu çocuğu " dedim . Yanımıza gelmesini bekledi :
" Bu Sucuk liseden arkadaşım , bu da İmdat sevgilim olur " Ortaokuldan sonra okumamıştım . Ama İmdat bunu öğrense beni dövecek kadar kalıplıydı . Elimi sıkarken inceden inledim . Güçlüydü deyyus .
Daha son kozumu oynamamıştım . Bu sefer daha aşık bakıyordum , İmdat'ın farketmesini bekledim
" Canımın içi geçen hafta yeşil küpeni bende unutmuşsun " dedim . Diğeri kulağındaydı . İmdat liseden sonra da ilişkimizin hiç bozulmadığını anladı . Küpeyi İmdat'ın eline tutuşturup yürümeye başladım .

Riskti , hiçbir zaman tutmamıştı . Bu hayat yalan deyişimin tek nedeni de buydu . Yoksa bu hayat tahta kadar gerçek . İmdat tam düşündüğüm bir adamdı . Bu adamlara 3. sayfa kahramanları derler . Önce kadını , sonra beni dövecekti . olay yerinden uzaklaşıp , eserimi izlemek için döndüm .
Bekle !
İmdat elindeki küpenin neden benim evimde olduğunu soruyordu , cevap beklemeden küpe olmayan kulağa bir tane geçirdi
Bekle !
İmdat , yer çekimi kanununu pek sevmiyor olacak ki aşkımın yere bok çuvalı gibi düşmesine bir türlü izin vermiyordu
Bekle !
Aldatılmak konusunda en acı olan anlamamaktır , insan kendisini salak gibi hisseder . Nereden mi biliyorum? Şükürler olsun ki İmdat lafımı sol kroşe ile kesiyor . Bammmm ! nakavt .

Şimdi !

" İmdaat kadına tecavüz ediyorlar " . Ateşi yaktım , imdat kelimesi tam da istediğim anlamda yerini buldu .

Köprünün altı kendi anasının bacısının namusunu hayal eden bir sürü insan ile doldu . Ben ise bir sigara yaktım. İnsanlar hastaneye ve hapishaneye geri döndükten sonra
 kana bulanmış küpemi alıp,cebime koydum.



Bu yazıları okuyorsan hepsi senin yüzünden ...

Sucuk

7 Kasım 2013 Perşembe

6-0



"Tarih hiçbir zaman beni yazmayacak biliyorum .
 Kral tv'de  birilerinin şarkı armağan ettiği  alt yazılarda  adım geçmeyecek . Coca - Cola 1 litrelik kolalarına   ismimi yazmayacak , tombalada çinko bile yapamayacağım , 2-C sınıfındaki Ayşe'nin kafasına sıksam bile adımı "Şımaranlar" listesine yazmayacaklar , Facebook bana hesap vermeyecek , bakkal bana sigara vermeyecek , ayağıma deniz kestanesi bile batmayacak .

çünkü dün öğlen saatlerinde öldüm .
 Cansu'ya çıkma teklif ettim , kabul etmedi . Sonra Cansu'ya aşık oldum . daha önce ölmedim ama , Ferdi abi öldüğünde oradaydım , dağ gibi adam nefes bile almıyordu ! sigarasını parmaklarının arasından zor aldılar . Ferdi abi bir daha kahveye gelmedi , fenerin maçına bile gelmedi  . Çoğu kez ölümden dönmüş bir abi " Fener dünya şampiyonu olsa bile Ferdi artık gelmez sucuk " dedi. "Ha siktir lan " dedim . Köşeden döner Ferdi abi , formadaki armayı öptükten sonra  bana eliyle "koyduk mu lan " der . " Abi ben galatasaraylıyım siz brezilya'yı yenip dünya şampiyonu oldunuz " derim . İnceden güler , eliyle 6-0 işareti yapar. Ben kalkıp gitmem , yani gitmezdim bir daha göremeyeceğimi bilseydim . Ölmek sadece köşeyi dönüp armayı öpememekse ben de öldüm ,

 katil de şuan Mango'da . alışveriş yapıyor . 

22 Ekim 2013 Salı

Canım Kardeşim Seko


Geçen hafta hafızamı kaybettim .

Hastanede gözlerimi açar açmaz sevinen anneme dönüp
" Selamün Aleyküm Teyzeciğim " deyince kadın bayılmış . Bileklerine dökülen kolonyanın ayılttığı bir bayılma olsa da bütün doktorlar seferber olmuş , bok varmış gibi hafızamı buldular .  Babam sevinçten " allahım adak adıyacağım " dedi . sonra pişman oldu . Annem yine bayıldı .

doktorlar "1 hafta dikkatli olması lazım tekrar hafızasını kaybedebilir" dedi .
 Adak parasını nerden bulacağını düşünen babam ve bayılan annem bu sözleri pek dinlemedi . Bunu sadece ben biliyordum , hayatımın fırsatı ellerimdeydi . Yeni bir hayatı, yeni bir hafızayı elimden kaçırmış olsam da tekrar yakalayabilirdim !    Onu hiç hatırlamayıp , sonra tekrar hatırladığımdan haberi olmayan serkanı aradım .
"Biraz dertliyim Serkan" .

Telefonu suratıma kapattıktan 5 dakika sonra evin kapısına taksi ile yanaştı .telefondaki de oydu
"Sucuk kardeşim 3 liran var mı param tam çıkışmadı da " telefonu suratına kapadım . Taksimetrenin 18 lira yazdığını biliyordum , bunun için açıköğretimden matematik okumaya gerek yoktu ; Serkan'ın günlük yevmiyesi 15 liradır .  15+3 = 4000 yıldır 18 ediyordu .

Taksiden indi. topuklarına bastığı ayakkabıyı tekrar giymeye yeltendi , dayısından aldığı kazak büyük , çalıştığı yerdeki ustasının verdiği pantolon küçük geliyordu . sürekli onu süzüyordum , saçları bozulmasın diye öpüşmedik sadece sarıldık.
"taksi  niye o kadar çok yazdı  seko "
"Benim manitanın evinin önünden geçtim kardeşim biraz yolu uzattım " dedi.

midem bulanıyordu , iki eliyle mohikan kestirdiği saçlarını düzeltti .

Kendimi tekele attım " Seko ne içersin kardeşim ?  "
" Bana behzat ç birası al " dedi. serkan 32 yaşındaydı , ben ise 21 . Ona kardeşim demem hoşuna gidiyordu. ikimize de tuborg aldım .

Muhafazakar bir mahallede ikamet ediyorduk , tuborg'lar zaman gazetesine sarılıydı . Serkan gazeteyi sıyırıp attı . Kendini böyle çağdaş hissediyormuş . Bu biradan 5 tane içse önüne gelene tecavüz edeceğini ikimiz de biliyorduk . Manitam dediği Nurhayat ablanın  evinin önüne gittik .  Nurhayat abla evlidir , biri lisede 3 çocuğu vardır . " Serkan yapma etme kardeşim bizi yaşatmazlar " dediysem de " Nurhayat'la sevişiyoruz " dedi. Pencerinin önünde 3 saat bekledik , serkan birasını içmiyordu . telefondan son ses yıldız tilbenin delikanlım şarkısını açtı . Nurhayat abla pencereye çıkınca ben saklandım . Serkan, birayı yere koydu  arkasını dönerek iki eliyle saçını düzeltti . Nurhayat ablanın göreceği şekilde birayı kaldırdı . Tuborg yazısı nurhayat'a bakıyordu . Tek dikişte içti . Nurhayat abla içeri girdi . Serkan ben duymadım kardeşim dese de içerden gelen ses belliydi
" Halim koş  ! geldi yine orospu çocuğu " . Apartmanın otomatları hızlıca yanınca Halim abinin bize doğru koştuğunu anladım . Serkan pencerenin demirlerine tutunmuş Nurhayat ablaya öpücük fırlatıyordu . Halim abi karanlığa doğdu . Ben kaçtım . Serkan da arkamdan geldi . Benden hızlı koşuyordu .  Ara sokaklara girerek izimizi kaybettirdik . Serkan nefes nefese " zilli  nasıl naz yapıyor ama " diyerek güldü..
telefonum çalınca korkudan hemen açtım  , babam arıyordu
"Sucuk ,şu tavuk fiyatlarını bir öğren . alalım da bitsin şu iş "
"Hangi iş ?"
"Adak adıyacaz dedik ya itoğlu ! ağzımın ayarını sikeyim "
Telefonu suratıma kapattı .

Halim abi ,serkanın parfümünü koklaya koklaya bizi buldu ,  atleti ve pijamasıyla köşeyi döndü . Serkan topukladı , ben durdum .

"Bir hafta dikkat etmesi lazım yoksa tekrar HAFIZASINI KAYBEDEBİLİR" ..

Bu son şansımdı . Halim abiye doğru koştum ...


22 Mayıs 2013 Çarşamba

Bu zamanın adamı



" Ceneviz elçisi Roman Riquelme huzurunuza çıkmak ister hünkarım "

Pencereden dışarıya bakıyordum , buraya nasıl geldim ? Sonuçta bu bir öyküydü ancak aklın da bir sınırı vardı ! Kalem bilmez bir hadsiz tarihi yazmamı istiyor , bir imparatorluğun kaderini benim beceriksiz ellerime bırakıyordu . Rüya değildi ! Rüya olsa hemen Megan Fox'un yanına uçar sokağın ortasında sevişirdim ,ancak uçmayı denesem de başaramayacağımı anladım ! Ben padişahtım ! 1.Sucuk Han !

Boğaz köprüsü yapılmamış , Pull and Bear , salaş t-shirt üretimine geçmemişti . Galatasaray'ın Hagi'yi transfer etmesine bile daha 600 sene vardı .. Bu devrin adamı değildim , gazete yoktu , Facebook yoktu , Cansu yoktu ! Arkamı dönmeden " Gelsin " dedim . Benden padişah olmamı istiyorsanız , 1.Sucuk Han'a merhaba deyin !

Elçi rengarenk eteğimi defalarca öptü . Tarihim iyidir , elimle "kafi" işareti yaptım . Gözlerini benden kaçırarak konuşmaya başladı . Çevirmenin dediğine göre Yeniçeri askeri Rodos'ta Ceneviz halkına zulüm ediyormuş . Onları uyarmamı istiyormuş . " Analarını sikmediğime şükredin " dedim . Çok sonradan Sadrazamım olduğunu öğrendiğim adam bana baktı . 16.yüzyıl ağzına büründüm : " Ceneviz halkı adabını bilecek , Yeniçeri mühürümdür karşı gelen cezasını çeker " dedim . Adam eteğimi öpüp çıktı . Sadrazam telaşlandı . Elimi sırtına atıp " Korkma oğlum Rodos modos kalmıyor zaten, ben artislik olsun diye dedim , biz ankara'ya yoğunlaşalım. yeni bir kurum kuruyorum başına sen geçeceksin adı TOKİ " dedim . O da eteğimi öpüp çıktı .
Sesimin yankılandığı sarayda canım sıkıldı , altından yapılmış tahtımı küçük parçalara ayırıp kuyumculara satmayı düşündüm . Bu zamanın adamı değildim .


Hava kararınca, odamı uyumam için hazırlayan adamları kovdum . Daha dün sabaha kadar Kuzey Güney'in 4 bölümünü arka arkaya izlemiştim, uykumdan eser yoktu . 600 küsür yıl geri gelmek , Padişah olmak umurumda değildi bu gece uyumayı düşünmüyordum . Sarayda gezmeye başladım . Girdiğim oda sakinleri ayağa kalkıyor ,gözlerini zevksiz halılara dikiyordu . Güzel kolonya kokularının geldiği bir odaya girdiğimde gözlerim bayram etti . Bu çağın en güzelleri : Kadınlar .  İçlerinden Cansu'ya çok benzettiğim bir cariyeyi yanıma çağırıp "çıktığın var mı ?" diye sordum. Yüzüme bile bakmadan beni övmeye başladı . Rüyadaymış gibi hepsini düzebileceğim gerçeği canımı sıktı .

Sigaranın icad edilmesine daha 380 yıl vardı . Bu zamanın adamı değildim .



Her Şey Geçti



Avuçlarımın içi ter içindeydi , kumaş pantolonumun arkasına silmeye çalışsam da başaramadım . Mutlaka hayat vardı . Buradan çok uzaklarda uçurtmaların tecavüze uğramadığı , mektuplaşarak sevişildiği , hayvanların apartman yöneticilerinden daha kıdemli olduğu bir yer , belki bir cennet vardı  .
"Yalnız Allahsızları işe almıyoruz " dedi sütyenini patronun çekmecesinde unutan sekreter .  " Canımız sağ olsun " diyerek dışarı çıktım . Avuçlarımın içindeki balıklar öldü . Annem derdi, sonra öğretmenim dedi. ve en son görmüş geçirmiş bir abiden işittik : " Her şeyin başı sağlık ! "

Bu sağlık limonu balla karıştırıp tek dikişte içince sağlanan bir şey değil mi ?  Bir şişe ispirtoyu limonla karıştırıp tek dikişte içtim ! Yani rüyamda , uyanınca sucuk şov başladı . Filmlerde olur ya : Adam kabus görür , sonra birden yataktan sıçrar . Yanındaki kadın yarı çıplak " Her şey geçti hayatım " der ve her şey geçer . Kabus görmüş bir insana yakışır derecede yataktan sıçradım . 12 taksite vade farksız aldığım ikiz yatağıma göz gezdirdim . Zaten yarı çıplak bir kadın benim yatağımda olsa " her şey geçti " dediği zaman küserim , kıçımı döner uyumuş numarası yaparım , ağlıyormuş numarası yaparım . Her şeyin geçmesini hak etmiyorum .

Bir hayat var , ayağı kırıldı diye vurulmayan sucukların olduğu bir hayat .

8 Mayıs 2013 Çarşamba

Sadece Zenginler Zengin Olur



" Bizim Kazım Bu !! "

Gazetenin sayfasını okey yancılarının göreceği şekilde havaya kaldırdı , yüzündeki endişe olmasa boks maçında oynanacak raund'un sayısını gösteren kadınlara benziyordu..Kahvehaneyi 2 tur tavaf ettikten sonra yerine oturdu , beklediği ilgiyi göremeyince kendisinin duyacağı şekilde  hayıflandı . Haklıydı suratı mozaiklenmiş fotoğraf  Kazım'a aitti. Onu 2 kere görmüş her insan üzerindeki o iğrenç gömleği ondan başkasının giymeyeceğini bilir. Haber 3.sayfadaydı . Tam tahmin ettiğim gibi. Gazeteyi Rica ettim . Benim duyacağım şekilde hayıflanmaya başladı . Umursamadım . Yurdumun şairleri köşesinden bir kaç şiir okuduktan sonra habere dikkat kesildim

- Ankara cebeci sokakta içkili  bir grup arasında çıkan  tartışmada  katil zanlısı K.Z. , M.L. ve C.Z.'yi bıçakladı . M.L. olay yerinde hayatını kaybederken C.Z. yoğun bakıma alındı . Katil zanlısı K.Z. olay yerinin iki sokak ötesindeki bir pavyonda dansöze para takarken yakalandı .

" En az 25 sene yatar " dedi önceki hayatında ;Sultan Mehmet gemileri haliç'e indirdiği an bizans imparatoruna şer sesiyle " Osmanlılaaarrr geliyor "  dediğini düşündüğüm felaket tellalı adam !



Kahveden çıktım . Galaksi başıma yıkıldı . Ben elimi açıp "Flosch " derken . Kazım pezevengi poker suratıyla inceden sırıtmış ,elini masaya vurarak : " Royal Flosch " demişti. Donuma kadar kaybetmiştim . Sabaha kadar uyumayı denedim . İnsan ulaşamayacağı hayallere daldığı zaman melekler gibi uyur . O gece , kırmızı bir Mustang'in arka koltuğunda Shakira ile seviştiğimizi hayal ettim  . Arabanın muayene zamanı geldi , güneş kırmızı boyasını yaktı , Shakira yaşlandı... ama ben uyuyamadım .

Sabah ankara adliyesinin önünde simit yerken Kazım'ı bekledim . Mavi bir kamyonetten yanında 2 polisle indiğini görünce onu kıskandım   5 numara bozuk gözlerimle 3 yakın arkadaş gibi görünüyorlardı . Kazım , gri bir ceket ,kumaş bir pantolon ,akraba düğünlerinden kalma rugan ayakkabısı ile önümden süzülerek geçti. 2 kişiyi bıçakladıktan sonra pavyonda dansöze para takan o değilmiş gibi gururluydu .Adliyede işe başvurmak için temiz sicil kağıdı almaya çalışan kalabalığa kelepçeli elini kaldırarak barış işareti yaptı . Elimdeki simitle onu öldürmek istedim , Viyana kuşatmasında sonra bir unlu mamülün insanların onurunu kırdığı görülmemiştir . Ben öldürmek istiyordum , 10 tanesi 1 liraya satılan 2 günlük ankara simitiyle  bütün temiz sicil kağıtlarını kırmızıya boyamak istiyordum . Ulaşılamayacak bir hayali kafamda kurarken uykum geldi , esnedikten sonra Kazım'ın peşine takıldım .

Hakim ,daha Kazım yerine oturmadan ayağa kalkarak " Gereği Düşünüldü " dedi
Felaket tellalı geleceği görmüştü : " Sanığın 25 yıl hapsine karar verilmiştir "

Ayağa fırladım : " İtirazım var Hakim bey " dedim .  hakim nikah memuru değildi , Kazım da zorla evlendirilen aşık olduğum kız değildi . Ağzımdan çıkacak her söz beni de 4 duvar arasına götürecekti . Hakim Hulusi Kentmen edasıyla yumruğunu sıkan polisi geri püskürttü . İnsaniyet namına mı ? yoksa akşam karısına anlatacak ilginç bir anı edinmek için mi  ? bilinmez beni dinlemek istedi. Sözü aldım .

" Hakim bey , 14 senedir garsonluk yapıyorum. günlük sigara param ve kiram dışında geri kalan bütün paramı kenara attım . Yastığımın altına , yatağımın altına sakladım . Tamı tamına 3400 lira . 14 senelik emeğim . kefen parasının allah belasını versin . Emeklilik param , çocuğuma bırakacağım evin tapusu , altıma çekeceğim arabanın son taksiti . Tamı tamına 3400 lira . Bu Kazım yanıma geldi geçen ay , iş kuracakmış . Çim biçme makinesi satacakmışız . Ben parayı beşe katlıyacakmışım , o sattığımız evin hizmetçisine yedirecekmiş kendi payını . Olur dedim . Magma tabakasından çıkardığım bütün paramı bu dürzünün eline saydım . Şimdi diyorsunuz ki 25 yıl . 25 yıl daha yaşamayı düşünmüyorum Hulusi Kentmen abi " dedim .

Hakim yıllardır sakal çıkmasının yasak olduğu yüzünü avuçladı . Gereğini düşündü . Ayaktaydım, salondaki diğer insanlar benim boyuma kadar uzadılar " Yaz kızım Kazım'ın aldığı parasını iade etmesine karar verilmiştir ". Kpss'den 87 puan üstü aldığını düşündüğüm  kız ,  hakimin cümlesini  bilgisayara kazıdı .
Sevincim Kazım'ın kahkahasıyla bölündü : " Sucuk   kardeşim senin parayı  Ankara'lı Nuran'a taktım dün gece " dedi.
Nuran'ın dansöz olduğunu öğrenince cebimdeki 9 ankara simitini Kazım'a fırlattım . Tarih tekerrür etmedi , Kazım havada yakaladığı simiti yemeye başlarken gülüyordu . Öldürmeyi başaramayınca,ölmek istedim .

14 senem bir dansöz memesinde eriyordu .

6 Mayıs 2013 Pazartesi

Power Rangers'daki Pembe Kız



1999 senesiydi 10 yaşıma daha girmediğim halde soranlara "14 yaşımdan gün alıyorum"  diyordum . Bir kız vardı,arka sıramda oturuyordu. adını hatırlamıyorum ama beslenme çantasında Power Rangers'daki kız vardı .Şu pembe olan . Bir gün tenefüste yanına gidip " Power Rangers'ı da severim ama en çok Scooby Doo'yu severim " dedim . Dediğime sinirlenmiş olacak ki oturduğum sıraya uçan tekme attı

O zaman tuttuğum günlüğü karıştırırken kızı ve attığı tekmeyi dün gibi hatırladım . Günlükte   aynen şu cümle yazıyordu
" 14 yaşıma geldim dün, okuldaki kız çok güzel bana aşık olmuş . Ekrem söyledi . Ekrem de ona aşık orospu çocuğu Ekrem " .

Günlüğü kendime yazıyordum . İnsan kendine yalan söyler mi ? Kız o gün sırama uçan tekmeyi sallamış ,ödüm bokuma karışmıştı . Ama ben , bana aşık olduğunu yazmışım . Günlüğe devam ettikce o günler gözümde canlandı .

yine 99 senesi , hava soğuk , okulda bedava süt dağıtıyorlar son ders . sütlerin çoğu şekersiz , ama içlerinden bir kaçı şekerli , üstünde de gökkuşağı logosu var . Tadı daha  güzel . O gün bana şekerli süt denk geldi . piyango gibi bir şey . Sevinçten çıldırıyorum . Ama fırsat bu fırsat kızın yanında bittim , sütü ona uzatıp bir öpücük attım . 15 yıl sonra sevişmemiz garantiydi, şekerli süt demek  zenginliğin bir göstergesiydi,statü demekti. Kız sütün üstündeki gökkuşağına bakmadı bile . Sütü kafamda patlattı . Tüm sınıf güldü, öğretmen bile güldü . Eve gidene kadar süt kafamda dondu . Hastalandım .. Ama günlükte aynen şunları yazmışım
" 14 yaşına gelmek çok zormuş , herkes sana aşık oluyor . Kız geldi sütümü istedi .vermedim gittim aşık olduğum kıza verdim . içti sütü , orospu ekrem ağladı sınıfta " ...

Günlüğü okurken sinirim bozuldu . Bir sonraki sayfada kendimi tutamadım , ilk defa doğruyu söylediğim bir sayfada hıçkıra hıçkıra ağladım :

" Yarın öğretmenimiz yerli malı haftası  için tiyatro yapacakmış . Aşık olduğum kız baklava oldu . öğretmen yanıma gelip ""evladım sucuk olur musun? "" dedi  hemen kabul ettim . çünkü sucuk en güçlüsü en iyisiymiş "


4 Mayıs 2013 Cumartesi

Bir Dost !!



" Kızınız bugün Şevki Hilmi Sokağındaki bir apartmanda Hitler ile sevişecek !!!! Bir dost ."

Telefonu kapattım , dayanacak gücüm ve jetonum kalmamıştı .

Fırıncı Kemal abiyi haftada bir ararım .
Cansu , Hitler Osman ile haftada bir sevişir.

Şevki Hilmi Sokağının başında her zaman oturduğum yere geçip bekledim . Hitler Osman'la Cansu köşeyi döndü , beni fark etmelerinden korkmuyordum .Çünkü  3 hafta önce Hitler beni fark etmiş, peşimden koşup yakalayamamıştı . Sokağı ortalayan eve doğru sarmaş dolaş yaklaşırken Kemal abiye bakındım , kızının sevişmesine bu kadar tepkisiz kalamazdı . Apartmanın önüne geldiklerinde ortada Kemal denen orospu çocuğu yoktu . Canım çekildi , 90+5'de gol atıp kümede kalmak isteyen bir takımın futbolcusu gibi çaresizdim.
Cansu'ya aşıktım. ona açıldığım zaman yanımıza Osman geldi., beni dövdü, Cansu güçlü erkeklere bayılıyordu . Osman beni gördüğü her yerde dövmeye başladı Cansu ona aşık oldu .

" Kızınız bugün Şevki Hilmi Sokağındaki bir apartmanda Hitler denen o şerefsizle sevişecek!! Bir dost" .

Telefonu kapatıp , sokağın başında bittim . Cansu ile Hitler köşeyi döndü . Cansu'nun saçları umurumda bile değildi , Hitler'in suratındaki o tebessümü silmek için canımı bile verirdim . yumruğumu oturduğum taşa vurdum , canım yanmadı . Yerimden kalktım . Hitler beni görünce üzerime doğru atıldı . Bütün gücümle yanağıyla burnunun birleştiği noktaya patlattım . Sendeledi ,  onu öldürmek istiyordum . " Yeter " diyene kadar dövdüm . Durmayacağımı anlayınca kaçmaya başladı . Cansu ile beraber gidişini izledik . Gözleri parladı ,  ellerime yapışıp " Benim güçlü erkeğim " dedi. Kazanmıştım , kümede kalmıştım . Kollarımın altında yılan gibi dolanarak dudaklarımı soktu . Hoşuma gitti , onu yolun ortasında öpüyordum , bunu herkes görmeliydi .

 Sonra Cansu'nun ağzından bir daha onu göremeyeceğim  o sihirli sözcükleri duydum :

"Eyvah babam ve ordusu  geliyor ! " ..
.


28 Nisan 2013 Pazar

Babasının Sucuğu



" İtfaiye meydanından geçer mi ? "
" Geçmez abi arkadan gelene bineceksin "

Dolmuş sakinlerinin şaşkın bakışları arasında Dolmuşa bindik .Herkes İtfaiye meydanından geçmek istediğimi sandı.  itfaiye meydanından geçmeyi allah göstermesin . Fakir olduğum günlerde defalarca geçtiğim o hırsız sokaklara bir daha dönmeyecektim . Belediye yeni parklar yapmış , yeni bir alışveriş merkezi açmışlar . 5 dakika uzağına toki girmiş...

Umurumda değil !

Dolmuşçuya 10 lira uzattım . " Üstü kalsın " dedim . Şaşırdı . Sucuk Can ile arka sıralara oturduk , Sucuk Can oğlumdur .Dolmuşlarda sıkılır . Oynasın diye eline çinden getirttiğim Iphone 35S'imi verdim . Müziklerim klasöründen Müslüm Gürses'i açtı... dolmuşun içi : Müslüm Gürses feat Sucuk Can tarafından söylenen şarkılarla ;  hoparlörün kenarına kurulmuş meyhane masasına benziyordu . Muhtemelen dün itfaiye meydanına gitmiş ve muhtemelen yarın itfaiye meydanında bıçaklanacak bir adam kafasını bukalemun gibi çevirerek gözlerini bize dikti . Sucuk Can adamın da duyacağı şekilde " Baba bu adamın kuyruğunu kessen yine çıkar " dedi. Gülüştük . Sucuk Can babasının oğluydu . adam : " Birader rahatsız oluyoruz çocuğa söyle de biraz kıssın şu müziği " dedi. Sucuk Can'a " Oğlum dolmuş sakinlerini rahatsız ediyorsun " dedim . " Dolmuş sakinlerinin canı cehenneme , Müslüm Gürses sevmiyorlarsa gitsinler metroya binsinler  " dedi.  Dolmuşçu aynadan Sucuk Can'a bir öpücük gönderdi.

Çocuk haklıydı , yerimden kalkıp adama kafa attım . Tehdit ettim . Sucuk Can'dan özür dileyip dolmuştan indi. 5 dakika sonra müsade isteyip biz de indik . Biraz yolu uzattık , Sucuk Can bakkaldan 2 tane çitos çaldı .Maç yapan  çocukların topunu yokuştan aşşağı attı

Eve yaklaşınca Müjgan'ı gördüm . Dış kapıda dikiliyordu . Kollarını bağdaş yapmış bizi bekliyordu. İlkokulda öğretmen " Çiçek ol " deyince yapardık ya . Bir ara gerçekten çiçek olduğunu düşündüm .
Yaklaştık . Suratı 5 karış bana bakıyordu . " Sucuk yine geç kaldın , eğer böyle yapacaksan bir daha göstermem sana Sucuk Can'ı " dedi. Özür diledim . Türk Adaletinin boşandıktan sonra benim için belirlediği 100 metre yaklaşamaz sınırını adımlarımla sayarak yanlarından uzaklaştım .

Elimi taksi çevirir gibi kaldırarak dolmuşu durdurdum

"İtfaiye meydanından geçer mi " dedim.
"Geçer abi " dedi.

Dolmuşa bindim ...

22 Nisan 2013 Pazartesi

Gelecekus Görerus



" 8 dakika sonra Nusret'te buluşalım sevgilim " .

Uyandım . Rüyamda duyduğum bu cümle kafamda dönmeye başladı  .3.şahıs olarak kendi sesimi duyduğuma emindim . Annemi aradım hemen hayra yordu . Rüyada kendi sesini duymak : para geleceğine işaretmiş. Basit bir falcı yorumuna kanmayacak kadar etkilenmiştim . Kül tablasındaki izmaritleri dudaklarım yanana kadar içime çektim , yüzümü kolonyalı mendille sildim .

"8 dakika sonra Nusret'te buluşalım sevgilim " .

cümle yol boyunca kafamda döndü . Sıra bana gelince vezneye kafamı eğdim .

" İyi günler muayene olmak istiyorum "
" hangi bölüme gelmiştiniz? "
" Rüyalarla ilgili bölüme "
" Öyle bir bölümümüz yok . Dahiliye var , Nöroloji var , Hariciye var "
" Dahiliye olsun "
" Ssk'nız var mı ? "  " Yok " " Bağkur var mı ? " "Yok " " Yeşil Kart var mı?" "Yok"
" O zaman 12 lira 75 kuruş rica edeyim . "

3 gün geçineceğimi düşündüğüm parayı vezneye bırakırken içim acımadı . Bu rüya tahmin ettiğim gibi bir rüya ise o sesin sahibi ben isem 12 lira 75 kuruşun amına koyayım !

Doktor derin derin nefes aldırıp sırtımı dinledi, elindeki tahta çubukları gırtlağıma kadar soktu . 12 lira 75 kuruşumdan sonuna kadar faydalanmak için sesimi çıkarmadım . Yüzüme bakarak masasına oturdu , bir sigara yaktı . Sigara paketinin üstünde : " Sakın sigara içmeyin " der gibi bakan doktora benzediğini fark ettim . Doktordu ama tıpkı filmlerdeki gibi sigara içiyordu . Şaşırdığımı anlayınca " Adıyaman tütünü bu tamamen doğal öyle Winstom gibi, Marlboro gibi zararlı değil  " dedi. Ortaokuldan sonra ekmeğinin peşinden koşmayı seçmiş arkadaşlarım gibi avunması ;en az sigara içtiğini görmem kadar şaşırttı . Uzun sessizliği ciğerlerindeki adıyaman tütününü öksürerek bozdu . Ağzına gelen bir parçasını tekrar yuttuktan sonra " Evlat organların mahvolmuş. tomografi çektirirsen ,birkaçının olmadığını görünce hiç şaşırma " dedi.

"Doktor bir rüya gördüm " dedim . dikkat kesildi . " kendi sesimden bir rüyaydı , 8 dakika sonra Nusret'te buluşalım sevgilim diyordum " dedim .

Telaşlandı , arkasındaki dolaptan bir kitap çıkardı . Kitabın üzerini kolonyalı mendille sildi. Ben sigara içtiğini gördükten  ve adıyaman tütününü övdükten sonra ,o kitabın rüyalar tabiri olduğunu zannettim .doktor latince bir sayfaya parmağını bastırıp ayağa fırladı . " Biliyordum " diye bağırdı . Üniversitede bir tez üzerine çalıştığından bahsetti :
GELECEKUS GÖRERUS . Sadece rüyalarda duyulan cümlelerden 1.tekil şahışlarının kendi geleceklerini görebileceklerinden bahsetti . Heyecanlandım , sigarasından izin istemeden bir dal alıp yaktım . Muayenehane duman altıydı . Karşımda başarısını seyreden bir doktor tırnaklarını kemiriyordu . Oturup cümle hakkında düşünmeye başladık .
1. 8 dakika sonra dediğime göre zaman benim için önemli hale gelecekti , bu cümleleri büyük patronlar kurardı.
2. Nusret , bir et lokantasıydı bütün zenginler oraya giderdi. Oraya gidiyorsam cebimde en az 400 lira ile geziyordum
3. Sevgilim vardı. Buluşuyorduk ve yemek yiyorduk .

Yüzümdeki gülümseme sabırsızlıkla bölündü. Doktorun yakasına yapıştım " Peki ne zaman , ne zaman olacak bunlar ne kadar kaldı ha söyle !! " dedim . Gözleri kısarak yanağımdan bir makas aldı . " Şanslı köftehor, azcık sabret " dedi. Muayenehanede kahkahalarımız yükseldi . Dışarı Çıktım

6 yıl sonra .

" 8 dakika sonra Nusret'te buluşalım sevgilim " dedim .

" Hahahha niye lan 8 dakika . Yine patron geç gelecek diye kaytarıyosun  değil mi şerrefsizzzz ! " dedi. gülüştük

Nusret diye isim taktığımız İskitler Esnaf Lokantasına doğru yürürken kurduğum cümleyi hatırladım . Başkası için değerli olan zamanı kaytarmak için kullandığımı , arkadaşıma gülelim  diye sevgilim dediğimi fark ettim  . Sigara paketinin üstündeki kızgın  doktora baktım , gözlerim doldu .

Patronun gelmesine 8 dakika vardı adımlarımı hızlandırdım .

2 Nisan 2013 Salı

bata çıka, birleşik yazılır



Sonu mutlu biten bir hikayeden  1 ay sonra.

Çetin, ekürisi Serkan'ı beklemek için köprünün altına ilerledi,  büfeden yarım ekmek salam - kaşar yaptırdı. Cebindeki son 2 lirayı dimes süper karışık meyve suyuna verdi. Böylece günlük meyve ihtiyacını süper karışık şekilde hallettiğini düşündü. Meyve suyunu, 2 yudum aldıktan sonra ceketinin yan cebine : " sigara ile içerim, zayi olmasın " diyerek koydu . Köprünün altında yediği  yarım ekmekle : cüneyt arkın'ın filmlerinde ;defalarca öldürülen , ama  bir sonraki sahnede yine karşımıza çıkan figüranlara benziyordu. ekmeğin salamsız ve kaşarsız kısımlarını hızlıca yedi . Dimesten bir yudum daha aldıktan sonra nereyi ısırsa ağzına salam- kaşar gelecek ekmeğine baktı . Ağzı sulandı. Pavlov'un köpeğinden tek farkı cebinde dimes süper karışık meyve suyu taşımasıydı . Serkan elinde sigarayla köşeyi dönünce gözleri parladı . Ağzındaki lokmayı yutana kadar cebindeki telefonu çıkarıp 1 tuşuna bastı . Telefon , en büyük özelliği olan otomatik aramayı Serkan için yaptı . Ağır adımlarla yaklaşan Serkan cebinden telefonu çıkarana kadar , Çetin gizli bir iş çeviriyormuş gibi sağına soluna bakmaya başladı . Ekranda " Eküri Çeto " yazısını göründüğü zaman , Köprünün altı , hayatının en büyük yankısını Çetin'in kahkahasıyla işitti . Şakaydı . arayan tabi ki Çetin'di. Serkan çok ağır bir şakaya maruz kalmış gibi sinirlendi . " Senin aradığını nasıl anlamadım! " diye hayıflandı . Köprünün altından bir kız grubu geçince sustular , topuk sesleri bitene kadar beklediler.  Serkan, gün boyunca Çetin'e şaka yapmaya çalıştı.

Adı güzel diye; Faşistlerdi, rambo bıçağı taşıyan insanlardı . 17 yaşında bir kız yanlışlıkla gözlerine deyse tecavüz ederlerdi. 17 yaşındaki bir çocuk yanlışlıkla gözlerine deyse tekme tokat döverlerdi. Ezbere bildikleri tek şey uzun eşekte üstte olanın söylediği maniydi. Hiçbir zaman altta olmadılar .

Çetin ,Salamlı kaşarlı ekmeğin sarılı olduğu gazetedeki : " Kansere çare bulundu " yazısının altında bulunan  spor haberlerini okurken  ; Serkan , köpek taklidi yaparak Çetin'in sol bacağına yapıştı .
 köprünün altı bir kahkahaya daha şahitlik etti.

21 Mart 2013 Perşembe

Bir Zamanlar Kraldım




Mahallede okul pantolonundan başka pantolon giydiği zaman , zengin  sayılan çocukları düşünün , uçsuz bucaksız sokaklarda saklambaç oynayan ve hiçbir zaman bulunamayan çocukları , kendilerinden 1-2 yaş büyük olan çocuktan sote bir yerde mastürbasyon yapmayı öğrenen çocukları .Evden kaçırdığı unu, yere dökerek futbol sahası yapmaya çalışan ve sonunda anasından dayak yiyen nimet düşmanı günahkar çocukları .

İşte ben bu çocukların lideriydim ! Onların kralıydım .  Ağaca çıkıp erik aşırmayı , misket oynamayı , futbol oynamayı beceremezdim . Normalde böyle yeteneksiz fakir bir çocuğun itaat görmesi imkansızdır . Ama dediğim gibi ben kraldım, hepsinden akıllı olan bir kral !

- Aşşağı mahalledeki çocuklara, kıytırık bir misketi sulu boyayla kırmızıya boyayarak 5 misket ( değerli 5 misket ) karşılığında satmam onları büyülemişti. Yetenekli olan onlardı , misketleri hiç bitmeyen bendim!
- Düğün arabalarının önüne  atlamazdım , direk arabanın gelini alacağı eve gider, kendimi evin kapısına bağlardım . Bu yüzden hiçbir zaman damattan  zarfın içinde para almadım , çünkü bizim mahallede zarfın içinde para olmazdı . Benim elimde para , onların ellerinde boş zarflar . Akıllı olan bendim , 60 kilometre hızla giden arabanın önüne atlayan onlardı !
-  Daha ilkokulda karnesine zayıf getiren onlar , babasının parmakla işaret ettiği , "örnek al " dediği bendim !
- Oyuncaklarını havada birbirine vurarak dövüştüren ve hemen sıkılan onlar , yer çekimi kanununu uygulayarak senaryo eşliğinde oyuncaklarıyla oynayan bendim .

Öğlen saatleriydi ,  kulaklarımız çekirge sesine alışacak kadar ; mevsim yazdı . Aşşağı mahalle ile maçımız vardı .  Arsada buluşacaktık . Yine en son ben gittim . Takım kendi arasında ısınıyordu . Topu istedim , kaleye bir şut çektim . Çok kötü bir şuttu . Söylemiştim : futbolu nasıl oynanacağını bilecek kadar biliyordum . Kimse umursamadı , benden bekledikleri şey zekamla maçı kazandırmamdı . Öyle yaptım , direkler yerine kullandığımız taşlarla kaleyi küçülttüm , çok faullü oynuyor diye Pire Salih'i oyundan attırdım . Kazanmak için her şeyi yaptım . Kazandık , itaat ettiler , mahalleye dönene kadar beni övdüler . Hepimizin pantolonları gri kumaştı . Eve döndüğümde , oyuncaklarımın bir kutunun içinde olduğunu gördüm , " Neden " diye soramadan annem bütün kutuları bantladı .  Yeni bir mahalleye taşındık . Misket ve futbol oynanmayan , okul pantolu giyenlerin fakir sayıldığı bir mahalleye .

Yıllar sonra  sevgilimin sosyalizmi bana anlattığı günlerde aklıma "bir zamanlar "kral olduğum geldi .

O günden sonra , Ne zaman  boyadığım  misketleri satmaya çalışsam ...yağmur yağdı...

 Kırmızı boya akıp , normal misket ortaya çıkmaya başlayınca " Yaşasın Komünizm " diye bağırdım .

Kraldan çok kralcı olmadığım zamanlarda beni kimse sevmedi.


19 Mart 2013 Salı

Sonu Olmayan Yazılar 1



Telefon çaldı . Saate baktım . 6'ya yaklaşıyordu . Uyku sersemi akşama mı yoksa sabaha mı ilerliyoruz diye düşündüm , sabah olmalıydı !

Arayanın Sosis olduğunu görünce uykumla beraber tadım da kaçtı .3 gündür telefonlarına çıkmıyordum . Gururlu adamdı Sosis çok fazla ısrar etmezdi , 4 ay sonra arardı , 1 yıl sonra arardı . Ama telefonlarına çıkmadığım günlerin sabahında asla aramazdı . Açtım . Son model bir telefon kullanıyordu , en son konuştuğumuzda anlatmıştı : Telefonuna 1'e basınca beni araması için talimat vermiş, çok akıllı bir telefon olduğunu söylemişti . Telefonu açınca " Senin telefon sabahın 6'sında insanların aranmayacağına bilmiyor mu ? Bu kadar aptal olamaz " dedim . Dediklerimi duymuyordu , öfkemin geçmesini bekledi . Öfkemin telefonu kapatana kadar geçmeyeceğini anlayınca " Sucuk o burda , geri döndü  ! " dedi.  Telefonu kapattım .

Güne dinç başlamak için yapılan hareketlerden yaptım . Perdeyi sonuna kadar açınca güneş, gözlerimi yakmasın diye sımsıkı kapattım , ama hava yağmurluydu .dün : en yakın güneş , güney yarım kürede diyordu haber bültenleri . " Heyecandan ne yaptığımı biliyor muyum ben " diye söylenince , uykusu pamuk ipliğine bağlı olan kadın uyandı . Çift kişilik yatağımın temiz köşesinde yatıyordu .Genelde kirli köşesinde  sevişir ve uyurum .  İyi köşesini de uykusu pamuk ipliğine bağlı olan kadınlara veririm . İyi bir insan olduğumu düşündüm , hatta adını bile hatırlayamadığım bu kadınlardan sevap bile kazanıyor olabilirdim . "Şey noluyo ya bu saatte ? " dedi.  Şey  mi ? adımı hatırlamıyordu . Sevindim , bir içki ısmarlamak haricinde neredeyse günahlarımız eşitti . " Senin gitmen gerekiyor " dedim . Böyle bir şey yapmamı bekliyormuş gibi kalktı , giyindi . Küfür ettikten sonra çıktı .  Nevresimleri yıkadım , odaya yeni bir parfüm aldım .  O gelmişti  , aynı şehirdeydik . Aynı yağmura tanık oluyorduk .


*Devamını bir türlü getiremediğim yazılardan birisi bu .. Bilmiyorum . Belki daha "o" gelmediği için ,belki anlatılan kadar iyi bir insan olamadığım için bu yazı bitmiyor . Günün birinde yaşarsam, yazarım . Bu yazıyı bitmemesine rağmen yayınlıyorum; belki aranızdan sonunu yazan olmuştur ...

18 Mart 2013 Pazartesi

Hiç Vapura Bindin mi? ... Bende.



         Tabanlarım yanana kadar koştum, boş olmasına rağmen sırtımda taşıdığım çantama küfürler ettim.. Aslında bütün suç ; hiçbir zaman başaramadığım halde  " bu sefer erken kalkacağım !  " dememdi. Hatta o kadar çok güveniyordum ki kendime ; Cansu: " Ne zaman buluşalım? " dediğinde  " Erken buluşalım , kahvaltı yaparız " demiştim . Aynaya bakıp , gözlerimdeki kararlılığı gördükten sonra gece geç saatlere kadar oturmam bile beni korkutmadı . " Ben istediğim zaman uyanırım ! " dedikten sonra uykuya daldım .
          Yavaş yavaş gözden kaybolan vapura bakarken bunları düşündüm . O vapurun içinde olmalıydım . Adı aklınıza geldiği zaman, kalbinizin daha hızlı çarptığı insanları düşünün . Cansu'yu düşündüğümde kalbimin yaptığı buydu . Hızlanmak !Muhtemelen üzerine boca ettiği ucuz parfümün kokusu şu an buluşacağımız kahvaltıcının sigara içilmeyen bölümünü ele geçirmiştir. Ben vardığım zaman o kokunun çoktan yok olacağını , karşılaşacağım manzaranın;
nefretini ,hızlı çarpan kalbime saplayan bir kadın olacağını biliyordum . Gözlerimdeki çapaklar , uzun süre uğraşmadıkça insana benzemeyen saçımı düşününce canım sıkıldı..Vapur limana yanaşmadan atladım , bir an önce hareket etmesi için insanların da benim gibi yapmasını bekledim . Ufak bir ihtimal dahi olsa beni affedebilirdi , yaptığım bu ayıbı onu çiçeklere boğarak kapatabilirdim . Bir çay satın aldıktan sonra , vapurun  ön kısmına geçtim ." Hadi kaptan , hadi daha hızlı !!" . Sözlerim çok uyumaktan gözleri şişmiş bir kadının dikkatini çekti. Bu kadınları bilirim , hayatları boyunca  dikkatlerini çekecek birilerini ararlar . Sadece bakarlar , düşünmediklerine bahse girerim . Bakışları beni rahatsız etmeyecek kadar umutluydum . İçtiğim çayın soğuk olması ve ezberimden okuduğum dualar dışında hiçbir şey düşünmüyordum . Kahvaltı salonuna girince ne yapacaktım ? " Cansu , kusura bakma ilk buluşmamıza seni çok sevmeme rağmen geç kaldım " mı diyecektim ? . Bu cümle kafamda dönerken , baş başa ilk buluşmamız olacağını hatırladım . Kadın da hatırladığımı anlamış olacak ki suratına bir tebessüm takındı. Kafasını  çevirip denizi izlemeye başladı . Benden umudunu kesmişti. İlk buluşmaya geç kalan birisinin , mazereti uyuya kalmak olan birisinin hak edeceği gibi o da benden umudunu kesmişti ! Biliyordum , bir insan her zaman başarısız olamaz . Şansı döner . Şansım dönebilirdi , kalbim bu kadar hızlı çarparken başarabilirdim . Geçen hafta tanıştığımız kütüphanede bana nasıl baktığını görseniz siz de başarabileceğime inanırdınız.  Hatırladıkça rahatlıyor , rahatladıkça hatırlıyordum . İnsandık sonuçta ve hatalarımızla meşhurduk
Cansu da bir insandı , kim bilir ne hatalar yapmıştı , belki hala pişmanlık duyduğu hataları, "keşke biraz daha erken kalksaydım" dediği günleri vardı . Boş bakışlarıyla martıları taciz eden kadına baktım , ondan öcümü alıyordum . Umudunu benden kesen ilk insan o değildi , ama pişman olan ilk insan o olacaktı . Evet Cansu'yu ucuz parfümünün kokusu geçmeden arayacaktım . Şu an dünyada en çok onu görmek istediğimden , biraz geç kaldığım için ömrüm boyunca azap çekeceğimden ve eğer beni affederse ilk buluşmamızda mutluluktan ağlayan bir çocuk göreceğinden bahsedecektim

Telefonu cebimden çıkardım . Rehberden " Geleceğimin En Güzel Anıları " nı bulup arama tuşuna bastım .
Telefon rehberime onu bu isimle kaydetmiştim. Bana nasıl baktığı görseniz neden bu isimle kaydettiğimi anlardınız!
Alo sesini duyar duymaz " Merhaba Cansu " diye bağırdım . Benden umudunu kesen kadın kafasını bana çevirdi, gözleri yuvasından çıkmak için can atıyordu . Bütün gücü elime aldım , vapuru nereye istersem oraya götürebilecek kadar kudretli hissettim . " Merhaba " dedi. Dikkat kesildim arkadan tabak-çanak sesi gelmiyordu , çoktan evine dönmüştür diye düşündüm . Oturduğum yerden kalktım
" İşte Cansu ! İşte bugün benden umudunu kesenlerle bir ovada karşılaştık ! çok zorlu bir savaş başlayacak birazdan ! Hatta  karşı tarafın bayrak taşıyanı şu an burada ,bana bakıyor.. kaybetmem için tanrıya yalvarıyor " dedim . Gözlerimi kadına diktim , çoktan kaybetmişti savaşı , gözlerindeki korkuyu hissettim . Gerçekten elinde bir bayrak olsa onu saklamak için neler yapacağını görmek isterdim !  Sözlerime devam ettim
" Ve Cansu! Tanrımız sensin , n'olur beni affet ! bugün o kahvaltıyı senin gözlerine bakarak yapmak için geçmişimdeki bütün güzel anıları verirdim ! Bana bir şans daha ver " dedim . Cümle kurmakta zorlanmasından etkilendiğini anladım . " Çok etkilendim senden Sucuk " dedi. Etkilenmişti , bilmiştim .Umudun olduğunu bildiğim gibi onu da bilmiştim ! " Ama ben evden çıkmadım " dedi.  Heyecanlandım , duymamdan konuşmasına kadar geçen 4 saniyede : onun da geç uyandığını , alarmının çalmadığını , otobüsünün bozulduğunu , evinin olduğu sokakta ihtilal ilan edildiğini , kahvaltıcıda yangın çıktığını, en güzel kıyafetinin kardeşi tarafından giyildiği için moralinin bozulduğunu  düşündüm . " Evet Sucuk senden etkilendim , ama bunu yapamayız . Yoksa seni kandırmış olurum " dedi . Güldüm . Gülünce kadın dehşete kapıldı . " Tamam kahvaltı yapmayız , kahve içeriz . Zaten ben de sevmem kahvaltıları " dedim . Sevmem için artık bir neden yoktu, zaten yıllardır kahvaltı yapmıyordum . " Sucuk, seninle ben yapamam . Senden etkilendim ama ayrıldığım sevgilime bir şans daha vermek istiyorum , sana randevu vererek hata yaptım özür dilerim " dedikten sonra telefonu kapattı .

Vapur limana yanaşınca inmedim , kadın gülerek indi... Bizler insandık sonuçta ve hatalarımızla meşhurduk.
Telefon rehberimden " Geleceğimin En Güzel Anılarını " bulup sildim ...

8 Mart 2013 Cuma

Sucuk Abi



"Gelecek nesilden çok umutluyum " dedi. Benden 24 yaş büyük olmasına rağmen ikimizin de aynı nesilde yaşadığını düşünüyordu. Haklııydı ,aynı masada oturuyorduk  . Başka kimse yoktu . 
" Bana bundan sonra abi deme " dedi. " Olur Abi " dedim , gülüştük .

Farklı bir insandı . Biraz uğraşsan kafasındaki saçları sayabilirdin , cahil siyaseti konuşurdu , Anadolu takımlarını desteklerdi . Gözlüğünü sadece ganyan bültenine bakarken takardı . Beni severdi , çay ısmarlardı . Hatta birgün çorba bile ısmarladı . Günün birinde ondan sıkıldım  . Herşey normaldi , yine saçlarını biraz uğraşsam sayabilirdim , ganyan bülteni masadaydı , ülkemiz kazansın diye içtiği kısa Samsun da ağzı açık 
şekilde masadaydı . " Cem Uzan'ı harcadı orospu çocukları , adam Amerika'yı dolandırmış helal olsun " dediği bir zamanda ondan sıkıldım , beni altılı ganyana  ortak etmeye çalıştığı bir zamanda ondan sıkıldım .
45 yaşındaki dul Nebahat ablanın kıçına bakıp ,iç geçirdiği  bir zamanda ondan sıkıldım .Kirli beyaz Çorabındaki Adidas logosunu gördüğüm bir zamanda ondan sıkıldım . " Bucaspor inşallah Fener'in anasını 
siker " dediği bir zamanda ondan tiksindim . 

" Abi, müsadenle benim biraz işim var yarın görüşürüz " deyip masadan kalktım .Onunla Bir daha görüşmek istemiyordum . Arkamdan " Bana abi deme şerefsizzzz " dedi. Gülüştük . 

Köşeyi döner dönmez telefona sarılıp İstanbul'daki yapımcıyı aradım . " Teklifinizi kabul ediyorum , yarın oradayım " deyip telefonu kapattım . Sucuğun tarihi , ülkemizdeki sucuk sevgisi hakkında bir belgesel çekmek isteyen bir yapımcı yüz hatlarımın sucuğa çok benzediği için belgeselinde oynatmak istediğini söylemiş ve bana bir servet önermişti . İşte şimdi o teklifi kabul etmiştim , zengin ve ünlü olmak için İstanbul'a gidiyordum .

3 ay sonra 

Belgeseli milyarlar izledi . Bütün televizyonlarda görüntülerim , internette fotoğraflarım döndü. 
Çok para kazandım . Hergün sevişiyor , bir gördüğüm insanı ertesi gün görmüyordum . Pahalı arabalar , evler
artık herşey benimdi. Yolda gördükleri zaman boynuma atlayanlar , imza almak için birbirini çiğneyen insanlardan başka derdim sıkıntım yoktu .

 Birgün yine sevişmek için  İstanbul'un arka sokaklarından evime 
dönüyordum (  yani hangi evim daha yakınsa ona ) .Hayranlarıma tanınmamak için kafama şapka , boynuma 
da atkı takmıştım . Bir yandan yürüyor , bir yandan ;adını bilmediğim, benden uzun olan kızı öpmeye çalışıyordum . Arkamızdan yaklaşan bir çift ayakkabı sesi işittim . Hızlandık , bu saatler tekin değildi. Ayakkabı sesi bir ara duraksadı . Arkasından şiddetli bir öksürük geldi . Durdum , ayaklarım gitmek istemedi . Benden uzun ve güçlü olan kız beni çekiştirirken ondan kurtuldum . Kıza dönüp " Genç ve güzelsin kaç kurtar kendini , yoksa birazdan  öleceksin " dememle , topuklu ayakkabıyla bile benden hızlı koşabilen kız karanlığa karıştı . Arkamı döndüm . Tam tahmin ettiğim gibi , oydu ! Kısa Samsun'un öksürüğünü nerede olsak tanırdım . Onu ilk defa ceketle görüyordum . Biraz düşününce silahı saklamak için giydiğini anladım . 
" Hoşgeldin abi " dedim . Cevap vermedi , beni süzüyordu  bakışlarından kaçmak mümkün değildi. 
" Sattın lan beni ! biz seninle arkadaştık " dedi. Duygusal adamdı , bir an beni öldürmez diye düşündüm . Ama saçındaki jöleyi farkedince umudumu yitirdim . Ölecektim , kimseyi kırmamak için söylemediğim bütün cümleler ağzıma kadar geldi . 
" Ulan adi herif , seninle ömrümü çürütmek zorunda mıyım ? sevmiyorum seni , tiksiniyorum senden " dedim . Güldü . pantolonuna sıkıştırdığı silahını çıkardı . Alnıma dayadı . "Son duanı et" demesini beklerken
" Bana da iş ayarlıyacaksın , ama bu oyunculuk işlerinden . Yoksa anam avradım olsun dağılan Beyninle duvara şiir yazarım " dedi.  Ana ve avrat dışında hayatımda duyduğum en güzel cümlenin sahibine baktım . 
Yapımcıyı arayıp " Sucuğun yaşlı halini de çekelim " dedim . Kabul etti. 

4 ay sonra . 

Güneşin bizi yakamayacağı kadar paramız vardı . Abi'ye baktım , bize limonata getiren bikinili kızın kıçına bakıp iç geçiriyordu . " Abi , Nebahat'ten daha güzel değil mi ? " dedim . 
" Bana abi deme şerefsizzzz " dedi . Gülüştük . 

Mutlu Son.

7 Mart 2013 Perşembe

Burunlarımız Doğuştan Uzundu


1930 'ların başında Amerika ekonomik krize girmiş. 
Tüm Dünya bu buhrandan etkilenmiş
Ama en çok babam etkilenmiş . 
Yani o, öyle söylüyor.

Anlıyacağınız fakirdik ,
Gönlümüz de zengin değildi.
Her gün ; Dün için "Ne günlerdi ama" derdik.
Büyük adam olamayacağımız o günlerden belliydi.

İlk Sucuğumu 12 yaşında yedim. 
İtalyanlar umurumda bile değildi.
İlk yalanımı , 12 yaşında söyledim
O zamanlar babamın fabrikası vardı.

Yani ben, hep öyle söyledim....

4 Mart 2013 Pazartesi

Tanıştık ve O , Sucuk Olmayı Seçti.


Geçen seneydi. Eski sevgilimden ayrıldığım gün çok içmiştim , ama ağlamak yok , hüzün yoktu . Terleyene kadar dans etmiştim . yorulunca kusmuşum , kusunca sevinmiş biraz daha içmiştim .

Selma'ya o gece  mesaj attım " behnn sEndehn çoğğk hoşşlanıyomm!!11" diye . Sağ olsun kalbimi kırmadan başından sağmanın en güzel yolunu bulup : hiç cevap vermedi. Ertesi gün eski sevgilimden çok Selma'yı düşündüm . Adem bile yasak elmayı yemişti  , kim bilir insanoğlunun içtiği günün sabahı ne kadar çok pişmanlığı vardı. Kendimi teselli ettim . Selma'yı arayıp özür diledim . Sağ olsun o da çok olgun davranarak herkesin böyle hatalar yapabileceğinden söz etti . Ben haftaiçinde birkaç kez daha özür dilemek için aradım . Rahat edemedim haftasonu bir kahve ısmarlayarak yüzyüzeyken ne kadar pişman olduğumu göstermek istedim .  Buluştuk .  Birkaç saat konuştuk , muhabbetimin tatlı olduğundan zamanın nasıl geçtiğini anlamamış . " O kız seni hak etmiyordu ! " dedi. Hak verdim . Selma beni hak ediyordu. Dönüşte evine bırakmak için ısrar ettim . Sağ olsun kabul etti . Aksilik o gün de yağmur yağıyor . Hayatım boyunca yanıma şemsiye almadım . Bana ahmak diyebilirsiniz ama Selma'nın hiç bir suçu yok . Kolumun altına sokuldukça kendimi şemsiye sanıyor ; bir şemsiye eski sevgilisini ne kadar özlüyorsa ben de  o kadar özlüyordum ! Apartmanın önüne geldik . Klasik düşük bütçeli amerikan filmlerinin en meşhur sahnesini tabi ki gerçekleştirmedik . Burası Türkiye'ydi . Burada bekara kolay kolay ev verilmez, öğrencilerin ulu orta öpüşmesi tepki çekerdi . Sırılsıklamdım. Eve gelmemi üstümü kurutup , yağmur dindikten sonra çıkmamı teklif etti . Kabul ettim .
Üstüm kurudu , ama aksilik yağmur hiç durmadı . Radyoda,  Radiohead'in bir şarkısı başladı .  Gözlerini benden kaçırmaya başladı , biraz daha yaklaştım , ve biraz daha . Artık nereye baksa beni görebileceği kadar yaklaştım . Utanıyordu . Bütün suç Radiohead'in dedim . Öpüşmeye başladık . dudakları çilekli nemlendirici tadındaydı .  Kendimi geri çektim . Bu tat ,eski sevgilime aitti. İflas eden bir banker , eski günlerini ne kadar çok özlüyorsa , ben de eski sevgilimi öyle özlemeye başladım .Kendimi dışarı attığımda   yağmur durmamıştı . Selma arkamdan bakıyordu

Hayatımda ilk defa bir hikayede Sucuk ben değildim .Arkaya dönüp baktığımda  kimliğimdeki ismi haykırdı
" Siktir git Süleyman "
Sonraki günler Selma'yı defalarca aradım . Sağ olsun hiçbir zaman açmadı .


3 Mart 2013 Pazar

Yok.


Kapı çalınca açmadım , dün evin diğer anahtarını ona vermiştim . Hatırlamasını bekledim . 10 saniye sonra kapı açıldı , gülümsedim . Yanıma oturunca çantası yere düştü . Almaya yeltenmedi bile , gözlerini bana dikerek " Aşkım bugün noldu biliyo musun??? " dedi. Yüzündeki ağlamaklı ifadeyi çözünce korktum .

Bugün ne olmuştu , kapıyı açması için verdiğim anahtarı kullanmayı unutturan , yere düşen en sevdiği 3. çantasını görmezden geldiren , suratındaki bu ağlamaklı ifadenin nedeni neydi ?

- Aklıma direk Rusya'nın  sıcak denizlere inmek için bize savaş açtığı geldi ?
- Üç kuruş birikmişimi verdiğim banka battı mı yoksa?
- Allah göstermesin annesi kalp krizi geçirmiş ve hastaneye ulaşmak üzereyken ambulansta can mı vermişti?
- Ablasını düşündüm , Almanya'da kaldığı öğrenci yurdunu Neo-Naziler ateşe vermiş olabilirdi ?
- Lisedeyken duvara astığım sol örgüt propagandasından parmak izimi bulan polisler , beni idam ettirmek için her yeri arıyorlar mıydı yoksa ?

Ona bakıyordum o da bana bakıyordu , aklıma gelen şeylerin en kötüsü geldi , gözlerimi kaçırdım 

- Yoksa bugün Berke Can'la okulun kütüphanesinde sevişirken en yakın arkadaşım Sosis'e yakalanmış ve ondan önce haber vermek için mi karşımdaydı ?


" Aşkım daldın gittin yaa bir şey anlatıyoruz burda ?" dedi . Onun ağzından duymak en doğrusu olacaktı .

Parmağını , gözlerime  doğru yaklaştırdı , dudaklarını büzerek " Baksana , uff oldu " dedi. Parmağına baktım .  

Çok yakından bakınca bir kesik olduğunu görebiliyordum . Mutlu oldum , bu kadar basitti .. Ben türevi, integrali düşünürken o çarpım tablosunun 3'ler basamağında yaşıyordu . 

Parmağını uzunca bir süre öptükten sonra " Uff mu olmuş aşkımın parmağı " dedim .  

20 Şubat 2013 Çarşamba

Erken Kaybetmeyeceğim



Yazamıyordum.

Dışarı çıkıp biraz hava aldım , sahil boyu yürüdüm , ahmak ıslatan yağmurun yarısı  sadece benim üzerime  yağdı . 6 kişi park meselesi yüzünden kavgaya tutuştu . Heyecanlandım, biriktiriyordum . Kafenin birine oturup ayran söyledim . Yan masadaki kız , karşısındaki çocuğun ellerine yapışmış ağlıyordu . Nutkum tutuldu , sabırsızlanıyordum . Ağızlarından çıkacak bir cümleye , bir kelimeye muhtaçtım . Kız , çocuğun ellerini bırakıp " Hoşçakal " diyerek masadan kalktı. Ayranı iptal edip ben de kalktım , eve doğru koşmaya başladım . Ahmak ıslatanın biriktiği bütün çukurlara eksiksiz girdim . Unutmamak için olayları kafamda tekrar tekrar yaşadım . Okullu bir adam , park yerinden arabalarını çekmesi için laf anlamaz 5 adama kibarca laf anlatmaya çalışıyordu . Laf anlamazlar adamı al aşşağı edip dövüyorlardı . Kafedeki kız, çocuğu terk ediyordu .
Neden ayrılıyordu ? ikisi de üzülüyordu . İyice hızlandım , yazacak bir sürü olaya tanık olmuştum .

Sırılsıklam halde masama oturdum . Kağıt bakındım , bulamayınca elime geçen ilk kitabın boş sayfasına aklımdan geçenleri yazmaya başladım :

Sevgili Cansu ,
Seni sevmek 5 laf bilmeze laf anlatmak gibi ! sonunda dayak yiyeceğimi bilsem de kibarlığımdan ödün vermeyeceğim , ve Cansu sana yemin ederim seni mutlu etmek için elimden geleni yapacağım , ayrılsak bile bir hoşçakalı çok görmeyeceksin bana , mutlu bile ayrılırız hatta mutluluktan ağlarız belki . Yeter ki önce birleşelim .


Kitabı duvara fırlattım , olmuyordu yazamıyordum . Söz konusu cansu'ya mektup yazmak olunca aklım duruyor , bütün anılarım piç oluyordu . Kapı çaldı . Kafam ıslak olduğu için saçlarıma kolay şekil verdim ,
onun geldiğini biliyordum , biz iki iyi arkadaştık , daha önce çoğu kez evime gelmişti.
" Hoşgeldin Cansu " dedim .
" Hoşbulduk kanka naber ? " dedi
" Ben senin kankan değilim Cansu ," dedim. Ağzındaki sakızın şiddetinden dediklerimi duymakta zorlanıyordu
" Öff alınganlığın üstünde yine . olum bugün noldu okulda . Akif vardı ya dil tarih'de okuyan "
" Akif'i bilirim . ne olmuş ona? " dedim
" Bana mektup yazmış ,defterimin arasına koymuş . istatistik dersinde buldum . Tüm sınıf okuduk ama ne güldük var ya!!!!  haahhahahaha , salak ya şiir felan da yazmış bana, halen gülüyorum aklıma geldikçe .Neyse boşver bu malı , Oluuumm asıl olayı kaçırıyosun . Berk bizim çocuklardan bugün telefon numaramı istemiş , buraya gelirken mesaj atmış ayyy çok heyecanlandım .benden hoşlanıyomuşşş. "

Yutkundum , sadece ağzımda birikmiş tükürük olmasına rağmen  lokma boğazıma takıldı . Konuşursam sesimin çatallaşacağını biliyordum . Cansu 5 kişiydi ve beni çok ağır dövüyordu . Kollarım ağırlaştı , canım ölmek bile istemedi . Kapıyı açtım . elimle gitmesini söyledim . Anlamadı . " siktir git " dedim.
" Noluyoruz ya , Sucuk ? kanka iyi misin ? " dedi. iyi değildim , son gücümle kolundan tutup dışarı attım .
Arkasını dönüp " hoşçakal !! " dedi. Ağlıyordum .  O neden ağlamıyordu ? .

Akif'i çok fazla tanımadığım halde mesaj atıp akşam  yemeğe çağırdım , onu en iyi ben anlardım . O da beni anlayacaktı . Çayları kaptığım gibi odaya girdim . Akif , Cansu'ya şiir yazmak için kullandığım kitabı yerden almış inceliyordu . " Sucuk ,bu kitabı okudun mu ? çok severim ben bu kitabı " dedi. Yüzü gülüyordu . sanki 5 saat önce 150 kişilik sınıfta mektupları okunarak dalga geçilen o değildi. Kitabın kapağına baktım . Çayı bıraktım , kibarlığımdan eser kalmamıştı . Akif'i kolundan tuttuğum gibi evden attım .
" Sucuk noluyor ne yaptım ben sana şimdi ?" dedi. Yine Konuşursam sesimin çatallaşacağını biliyordum ..
" Siktir git" diyebildim . Dediğimi ikilemedi .

Kitabın kapağında " Erken Kaybedenler " yazıyordu . Kaybetmek için çok erkendi ve ben kaybetmek istemiyordum .

Akif'i hayatımdan sildim , kitabı sattım , Cansu'ya da " Kanka nbr ya? geçen çok içmişim özr " diye mesaj attım. Kaybetmeyecektim !

19 Şubat 2013 Salı

Yeterince Gazoz İçtim


Evet sayın seyirciler , genel seçimler sonucunda İstanbul'dan milletvekili seçilen Sucuk Milletinoğlu , meclis yeminini etmek üzere kürsüye doğru ilerliyor . değerli milletvekilinin  15 dakikalık konuşmasını dinliyoruz :

" Sayın Başkan, sayın milletvekilleri ve değerli üyeler .Nerden başlasam bilemiyorum.  Şuan önünüzde duran milletvekillerini tanıtan katoloğu açın . sayfa 42 de benim afilli bir fotoğrafımı göreceksiniz. Ordan benim hakkımda bilgi edinebilirsiniz . Ben size bu ilk günümde Firuze'yi anlatıcam . Firuze'yi tanıyor musunuz ? Tanımıyorsunuz. Ben de tanımıyorum . Keşke tanısaydım ama malesef. hayatım Cansular,Cerenler ,Ayşe Naz'larla geçti.  İşte ben de sizin Firuze'nizim . Bana iyi bakın . Beni tanımıyorsunuz . Bundan 4 yıl önce adını ilk defa duyduğum bir partinin grup toplantısına bedava kek ve gazoz dağıtıyolar diye gittim . Konuşma yapanları en çok ben alkışladım diye beni partiye üye yaptılar . Ben de alkışlamaya devam ettim ,ve karşınızdayım . O kadar iyi alkışlamışım ki beni hiç gitmediğim İstanbul'dan vekil yaptılar . Soyadın ne dediler Milletinoğlu dedim. Kimsenin aklına nüfus cüzdanıma bakmak gelmedi . Soyadım çok sıradandır, değerli abilerim ,ablalarım . Şükür lise diplomam ve alkışımla aranıza kadar geldim . Ama daha fazla yürütemeyeceğim  yeterince gazoz içtim . İçinizde durumu benden daha beter olanların olduğunu biliyorum . Sizden ricam benim gibi yapmayın , maaşınız çok temiz, emeklilik desen 4 yıl sonra galiba .. Katologda benim için  ingilizce : orta yazıyor  . Ona da inanmayın sorunca birden ağzımda orta diye çıkıvermiş
  Hayatımda hiç bir zaman 15 dakika konuşamadım o yüzden konuşmamın bitmesine 12 dakika kala bütün cümlelerim bitti . Son olarak burdan annemlere ,  akrabalara , serkan'a , adil'e selam yolluyorum . "

Evet sayın seyirciler şuan meclis tarihi günlerinden birine tanık oluyoruz Sucuk Milletinoğlu , vekil yemini etmek için çıktığı kürsüde bir anlamda istifa etmiş gibi duruyor . 

Evet sayın seyirciler gözlerime inanamıyorum Sucuk " Maç TBMM TV de izlenir " diye pankart açtı şuanda!

17 Şubat 2013 Pazar

Milena


dedim . 

" 5 dakika sonra kocam buraya gelecek eğer bana bir kez daha Milena derseniz o geldiğinde bana asıldığınızı söylerim ! Ayrıca yanında felan yürümedim ben senin ! " dedi. Daha 5 dakikam olduğunu duyunca sevindim . 
" Saçların gökkuşağı gibi Milena , onlara sadece ahmaklar siyah diyebilir " dedim. Kadının kulakları kızardı , bu sırada  yanımıza bir adam dikildi , bu kocası olmalıydı . Yarım dakika kadar duraksadı. Önce hangimizi döveceğini düşündüğüne eminim. Kadına bir tane tokat attı . Ayağa kalktım 
" Milena'nın bir suçu yok , benim suçum. sadece sizin için 5 dakika sonra gelecek dediği için ona inandım" dedim.  Adam düşünemeyecek kadar şaşkındı , ona yardımcı olmak için sağ yanağımı ona doğru uzattım .
"Milena kim lan kodoş " diyerek bir yumruk attı . Aslında erken gelmesi iyi olmuştu yoksa randevuma geç kalacaktım . " Şimdi koşmaya başlayacağım , ama bu sizden korktuğum için değil gerçek Milena ile yetişmem gereken bir Randevum var " dedim. Ben kaçıyordum, kadın ise ağlıyordu. İkimize de bir daha vuramadı . Benden iyi bir insan olduğunu düşünüp parktan uzaklaştım.Benim için güzel bir prova oldu 

Onu gördüğümde içtiği bir bardak suyun hesabını ödüyordu . Gelmeyeceğimi düşünmüş olmalıydı . paranın üstünü götüren garsonu yarı yolda çevirdim . Milena'nın duyacağı şekilde " Hayır gitmiyoruz buradan , şimdi git ve bize en pahalı içkinden 2 tane getir " diye bağırdım . Milena beni görünce şaşırdı . Elini öptükten sonra masaya oturdum .  Daha çok taze olduğu için mor halini almamış gözüme baktı " Yüzüne ne oldu ? " dedi.
" Seni görünce heyecandan renk değiştiren yüzümü mü soruyorsun ? Muhtemelen şuan kırmızı durumdadır Milena " dedim.  " Melda ! Benim ismim Melda " dedi. Cevap vermedim , garson masaya en pahalı içkisi olan  2 bardak çayı bıraktı . 
" Allah benim belamı versin nerden çaldım kapını  " dedi . " İlahi adalet   " dedim
" Ben sadece kapı kapı Digitürk satmaya çalışan birisiyim " dedi. " Kapitalizm seni bana gönderdi" dedim
" Bak yakamı bırak ,benim  abilerim var söylersem sonu kötü olur Sucuk , senin yüzünden yolda yürüyemez oldum  " dedi.

İşte tam zamanıydı  " Yanımda yürüyordun Milena ,düşünsene yanımda yürümüştün " dedim 
" Melda aptal herif Melda !!!! " dedi.  



12 Şubat 2013 Salı

Susam




Hiç Kürsüye çıkmamış bir Milletvekili olsam ,
Sıkıntısı olmayan bir toplumun sözcüsü

Sayısal kuponuma kalemi basıp
aklından geçen 6 rakama delice umutlar bağlasam

İtalyanların hepsini öldürsem
Nevs-i Müdafaada serbest kalsam

Otobüs şoförleri lotoyu tuttursa
Bu işi hobi olarak yapsalar

Kominizm geri gelse ,
Zengin olamayışlarımız dikkat çekmese

Süperman olmadığımızı anladığımız zaman
Çok fazla moralimiz bozulmasa

"Bu çocuk çok canlar yakar" diyen İstanbul'dan Akrabam
Azıcık delikanlı olsa

80 yaşındaki dedem "bu hayat nasıl geçti anlamadım Sucuk" dediğinde
daha fazla yaşamak için günde 3 saat uyumaya başlamasam



22 Ocak 2013 Salı

Gol Yemem Ama Sörf Yerim


Dün
sinemaya gittim . baktım ne zamandır sinemaya gitmiyormuşum 1 filme daha girmek istedim. Sinema biletlerinden haberiniz vardır .2.filme kaçak girdim , ticaretten bu zihniyetle kar edebilirdim. Kaçak girmek başlı başına bir endüstri olabilirdi. Çıkışta cebime kalan parayla yemek yedim , kasadaki kıza sarkıntılık ettim ."siz ne tavsiye edersiniz,ne yiyeyim?" ," sizin gibi güzel bir bayan bu yorucu işi nasıl kaldırıyor ? " sorularıma sadece " 12 lira 65 kuruş beyefendi " diye cevap verdi. Haklıydı , neredeyse yıllardır 'piç gülüşümü' doğru düzgün kullanamıyordum , piç gülüşüm, başlıbaşına bir sevişme endüstrisi olabilirdi ancak bu bloğu yazmaya başladığımdan beri piç gülüşümü unutur olmuştum . Canım sıkıldı alışveriş merkezinden çıktım, bir sigara içince kan şekerim düştü ,bakkala gidip bir çikolata almalıydım ama hangisini? O anda aklıma Rüştü geldi.
bir reklamda Rüştü " Gol yemem ama bir şey yerim ! " diyordu. O bir şey neydi? çıldırmak üzereydim bir türlü hatırlıyamıyordum, bakkala girince " rüştü'nün çikolatası var mı ? " dedim. Bakkal benim nasıl ciddi olduğumu anlayınca " kalmadı abi " dedi. Adını öğrenemeden bitmişti . Rüştü gol yemiyordu ama o çikolatadan yiyordu. Ağlamak istedim olmadı ... Dolmuş durağına kadar yürüdüm ,  durağın tabelasına elimle vurmak isterken yanlışlıkla bir taksiyi durdurdum . Hem durakta bekleyen  kıza hava atmak hem de taksicinin küfürlerinden sıyrılmak için taksinin arka koltuğuna attım kendimi. taksici "nereye ?" dediğinde .. zengin sesim ile " devam edin lütfen " dedim . Yüzüme bir tebessüm oturdu , ne zamandır zengin sesimi kullanmıyordum . Evet bu bloğu yazmadan önce zengin değildim ancak çok güzel zengin adam sesi çıkarabiliyordum , bloğu yazmaya başlamamla yok olması bir oldu .  Taksici çok saçma bir yolda devam ediyordu, gitgide evimden uzaklaşıyordum . Taksimetre 13 lirayı geçmeden taksiden indim . Nerde olduğuma dair en ufak bir fikrim yoktu.  Biraz yürüdüm etrafta nerde olduğumu hatırlatacak bir obje aradım .

Sokağın başından gülüşme sesleri geliyordu , gülünen yerde bela keder olmaz diye düşünerek gülen insanlara doğru yürüdüm . Yaklaşınca bir kız ve erkeğin olduğunu fark ettim ,muhtemelen sevgili olmalılardı . Erkek olan biraz yavşak hareketlerle, ben yanlarına varana kadar kızı defalarca öptü. Ulu orta bu tarz hareketler son yıllarda hiç hoşuma gitmiyordu .  "birader bir bakar mısın" demek üzereyken beni fark eden kız bir çığlık attı . Şok olmuş gibi ellerini yanaklarına götürdü . Bir kaç adım uzaklaştı . Erkek olan bana doğru dönünce donduk ! yarım dakika bakıştık . Karşımdaki bu çocuk bendim ! Ellerini inceledim ,ayakkabısına baktım.  6-7 yıl önceki Sucuk ile karşı karşıyaydım . İnanın samimiyetimle söylüyorum aynada görünen sizden daha zayıfsınız! " ayna biraz kilolu gösteriyormuş " dedim. " efendim abi? " dedi. Deli gibi korkuyordu, kız çoktan toz olmuştu.
" Sucuk sen misin ? " dedim . " benim abi. sen de ben misin şimdi ? " dedi.
İnsan geçmişini sevmez, mutlaka geleceğin daha güzel olacağını düşünür .
"üniversiteye başladın mı ? " dedim. Gelecekteki halinden zarar gelmeyeceğini anlayınca rahatladı .
Nerdeyse nasıl yapıldığını unuttuğum piç bakışımla bana bakıyordu,zengin sesiyle " lise 3 deyim şuan " dedi. " Hayırdır Sucuk? benide mi sikeceksin ? " dedim. Bozuldu,suratındaki ifadeyi silerek " Kusura bakma abi alışkanlık " dedi.   Ona acıdım , biraz önce yanımızdan kaçan kızı da biraz düşününce hatırladım , bir kahkaha attım . " O kız vermeyecek boşuna uğraşma keriz " dedim. Şaşırdı , durduramıyordum kendimi hayatımın en güzel anıydı  hiç bu kadar eğlenmemiştim . " Zengin olacağını düşünüyor musun? " dedim . " Zengin olacağım abi " dedi . Bir kahkaha daha patlattım ,gözümden yaş geliyordu ama durduramıyordum kendimi .
 " Yaz ,sayısal lotonun sonuçlarını veriyorum " dedim . Eli ayağına dolandı çantasından defter çıkardı cebindeki kalemi hazırladı . Heyecanla gözlerimin içine bakıyor, hızlı hızlı nefes alıyordu . " Yaz , benden bir sik olmaz " . Suratıma baktı ,yine dalga geçtiğimi zannetti . Bir tokat patlattım ,elindeki defteri alıp dediğim cümleyi aynen defterine yazdım . Anlayıp üzülecek kadar bile aklı yoktu .  Dediğim gibi, ortak noktanız geçmişte kalan birisiyle çok zaman geçirmek istemezsiniz bu kişi kendiniz olsa bile.
" Sucuk benim çok acil bir işim var ,nakitim de kalmamış bi 20lik versene borç ben sana veririm" dedim.
Bir an önce gitmemi ve bu rüyadan uyanmak istiyordu . cebindeki son 10 lirayı bana verdi . Hiçbir şey demeden arkamı dönüp ilerledim , benim gidişimi izlediğini biliyordum . Çünkü ben gidenleri çok iyi izlerdim .

Arkamı döndüm, üzüldüğünü görünce içim parçalandı . El sallamak için elimi kaldırdığımda yine yanlışlıkla bir taksiyi durdurdum . Hem Sucuk gelecekteki halinin zengin olduğunu düşünmesi için ,hem de taksicinin şerrinden korunmak için taksiye bindim .

Taksi giderken arkamı döndüm, gülüyordu. Mutluydu .
 İçime bir ağlamak oturdu, geçmişimden 10 lira uzaktaydım .   



Not: Bugün "Sucuğun Yeri" 1 yaşına girdi . Yazdığım için çok iyi hissediyorum kendimi . Sigaradan , orgazmdan , ıslak hamburgerden , çaydan bir farkı yok benim için yazmanın.
Yazdıklarım kadar umutsuz değilim .. hayat uzun. belki güzeldir :) okuyan herkese çok teşekkür ediyorum ..yazıyorsam beni anladığınız içindir . sevgi ile - Sucuk .

17 Ocak 2013 Perşembe

Pizza Kulesi


Evet.Allah beni kahretti. Bütün ateistlerin duaları kabul oldu da diyebiliriz. Kör bir adamın sarhoşluğu gibi anlaşılmazım . En çok da ben tanımıyorum kendimi ,adımı biliyorum o kadar. Her gün aynada ,bir fıkra geliyor aklıma tutamıyorum patlatıyorum bir kahkaha. Dişimin arasında görünce hatırlıyorum. Ben maydonozdan nefret ederdim . Pisa kulesini, Pizza kulesi diye bilen bir İtalyan tanıyorum . Her yolda gördüğümde "I am from Pisa in İtaly,I like Pizza Tower" diyor kanımı tutamıyorum,donuyoruz. Bu kadar yalnız olunca insan İtalyanları bile sevesi geliyor . Yanlışınız var! bir kerecik de olsa yanılıyorsunuz güzel bayan ,ben sizi aldatmış olabilirim ,ama ben iyi bir insanım ,size yemin ederim her seçim döneminde oyumu komünist partiye atıyorum,çünkü onlar yalnız ben ise iyi bir adamım. Siz maydonoz seviyorsunuz diye yeşil yeşil sıçacak kadar seviyorum sizi. Ama güzel bayan bir yerde yanılıyoruz . Düşündükce üzülüyorum "madem düşünüyordun neden Atom mühendisi olamadın?" diyebilirsiniz güzel ve aldatılan bayan . Dedem büfede tostun yanına verilen içecek atom dışında hiç bir atomu bilmiyorum, sizi bir kez daha güldürebilmek için atomu parçalayacağımı düşündüm .Oysa tost alacak param bile yok .  Siz hiç korktunuz mu? Korkmayın ! Hayat sandığımızdan da uzun . ve bir kapı açılacak.. içeriye bir İtalyan gire... şaka yapıyorum... kapı açılacak içeriye siz gireceksiniz . elinizde  ingilizce konuşma:orta,yazma:iyi,anlama:orta olan iş başvuru formu olacak . Bir üniversite mezununun 800 lira maaşla işe başlaması zoruma gidiyor güzel ve zengin bayan . Ama umurumda değil ,size aşık olduğum sürece dünyadaki bütün fıkraları ezberlemekten başka düşüncem olmayacak. Bir kere daha gülerseniz  ölmezsiniz ,ve tabiki beni sevin .Arada " Sucuk saçını mı kestirdin ? çok yakışmış " dersen beni aldattığını bile unuturum. Seni affederim ,hatta seni affediyorum . Ben kominist bir italyan'ım korkma! deliriyorum ,ve bu hoşuma gidiyor . Ve yine korkma bunları yazarken çay içiyorum, yarışma programlarını izliyorum, sorulara daha erken cevap verip " orda olsam götürürmüşüm parayı" diyorum, arkadaşlarla buluşuyorum, Fanatik gazetesinin en büyük okuruyum,Sabah sabah dolmuşçuya 50 lira uzatıyorum, biraz söyleniyor almıyor,güne 2 lira kar ile başlıyorum , arada dans edesim bile geliyor .Ama etmiyorum .

Biliyorum sen yanımda olsan ben iyi bir insana dönüşmeyeceğim, ama sen yanımda olsan dünya o kadar kötü bir yer olmayacak . Fıkralarımı da unutma .