22 Ekim 2012 Pazartesi

Ben Sıhhıye Köprüsünün Altıyım (Şiir)





                                        Ben onu dünyalara değişmezdim  
                                        O ise 10 liradan pahalı bütün  çikolatalara değişirdi beni.
                                        Beraber takılırdık,sürekli öpmeye yeltenirdim.
                                        
                                        Beraber  mekanlara  gidişimizde  
                                        Masaya sadece bir tabak biftek , bir tabak suşi , bir tabak pasta
                                        Ve bol miktarda çay gelirdi..ben her zaman yemiş kadar olurdum
                                        
                        
                                        Ben sıhhıye köprüsünün altıydım ,O bilkent köprüsünün üstü..
                                        Geri kalan her şey için Master Card .


                      

            ( sıhhıye köprüsünü ve bilkent köprüsünü ankara'lı bir tanıdığınıza sorun :) )                                        
                                         
                                         
                                      

21 Ekim 2012 Pazar

Deli





Profesör Mümtaz teker teker oturanların suratlarına yaklaştı,yüzlerini inceledi ...Kimsenin hatırlamadığını anlayınca koltuğuna oturdu biraz düşündü sonra o dağ gibi adam elinden elma şekeri alınan çocuk gibi hüngür hüngür , hıçkıra hıçkıra ve bu tarz ikilemelerin bol olduğu şekilde ağladı ...Profesör Mümtaz'ın kankası Brütüs hemen hocanın  yanına koştu ..
" Hocam Hocam ! neden ağlıyorsunuz ?,n'olur yapmayın !"

" Allahsızzlaaaarrrr , Çikolatasızlaaaarr " diye haykırdı ve ekledi :

"Bugün benim ölüm yıldönümüm! Hiçbiriniz hatırlamadınız lan ben koskoca Çikolata Profesörüyüm" dedi  ve cebinden bir tane ülker çokonat çıkarıp yemeye başladı ...

Profesörün bu sözlerini duyunca kanım dondu! Sanırım aklımı kaçırıcam sevgili okur..Nasıl olur ? Öleli 17 sene olmuş Profesörün ve hala ölüm yıldönümü kutlamak istiyor ..

Damat İsmail Paşa da benim kankamdır ...Çok duygusal bir kardeşimdir aynı zamanda...Dağ gibi profesörün ağladığını görünce dayanamadı bana işareti çaktı hemen kalktık ..Hemen cenaze namazına başladık ...Mümtaz Hocam bu sürprizi görünce çok sevindi...Ben Damat İsmail Paşanın yanağına bir öpücük kondurdum ...Canım kardeşim nasıl da duyarlı ...Has adamdır ,boş adam da değildir ! sohbetine doyum olmaz .

Geçen nasıl damat ünvanını aldığını anlattı : Bunun amerika kıtasını keşfeden Amerika Vespuçi ile bir arkadaşlığı varmış yani tam değil de uzaktan,arkadaşının arkadaşıymış...ama bizim İsmail Paşa ,Amerika'nın kızı Brezilya Vespuçi'ye yanıkmış ..Bir gün  yaptırmış çikolatasını çiçeğini gitmiş istemiş kızı ..kızın da gönlü varmış bizim damatda ...Ama gel gör ki kızın yavşak abileri Arjantin Vespuçi ile Kanada Vespuçi bir güzel hacamat etmişler benim kankamı ...

Ne güzel hikayeleri vardı Damatın ..benim hiç böyle kızlı ortamlarda işim olmadı hep savaş hep savaş...Ben buraya gelmeden önce bombaydım ...Ama öyle direk dalan cinsten değil soğuk savaş bombası ... Göz dağı verirdim benim görevim buydu ..ama Atom bombası da çok yakın arkadaşımdır yani hava atmak gibi olmasın ;) lisede sıra arkadaşıydık ..tabi o okudu önemli yerlere geldi biz okumadık ..ama çok şükür soğuk savaş felan derken ekmeğimizi kazandık ..

Profesörün keyfi yerine gelince herkes keyiflendi,sohbet koyulaştı ...Hastanede bir gün de böyle geçti..Gece olsun herkes uyusun İsmail paşa ile Adolf Hitler'in bıyığını kesecez ! eee azcık da gülelim :))


16 Ekim 2012 Salı

O gün geldiğinde sen kim olacaksın ?


O güne kadar hep reenkarnasyona inandım ! Çünkü bu kadar büyük yalnızlığımın başka bir açıklaması olamazdı .Mutlaka bütün insanlar diğer hayatlarından tanışıyor olmalılardı!

Ben ise Robinson Crusoe olmalıydım.

"O gün" geldiğinde ben kıyamet kopacağını ya da öleceğimi tahmin ederdim..

O gün Elinde 2 simitle bir kız geldi ...simitlerin sarılı olduğu gazeteden tarihe baktım ,3 kasım 2012 Günlerden:

 "Cuma"....

15 Ekim 2012 Pazartesi

halinden göçenler anlar

Merhaba .

Memur bey şuan elinizde tuttuğunuz mektup bir intihar mektubu değildir lütfen okumanızı bitirdikten sonra katlayınız ve cebinize koyunuz , intihar mektubum yatak odasındadır ben bu mektubu bizzat size yazdım ..

Hayatda olduğum süre içinde her şeyi denedim ; okumayı ,çalışmayı , sevilmeyi , aşık olmayı , mutlu olmayı , arkadaşlarını güldüren komik bir adam olmayı , başarılı olmayı , aile kurmayı , memur olmayı , sorumluluk sahibi olmayı , çarşamba günleri eski dostlarımla buluşup bir iki kadeh bir şeyler içmeyi , yabancı bir dil öğrenmeyi , , kötü alışkanlıklardan arınmayı ,zengin olmayı ..

ama olmadı , hangi işe elimi attıysam kuruttum , allahın lütfu bir çirkinliğim , yine kader kısmet diyebileceğim fakir bir çocukluğum var .. sevgilim , akrabam ya da 48 saatten uzun çalıştığım bir işim olmadı . bari dedim bir yol gösteren beni çekip çeviren bir arkadaşım olsa şuan havada asılı duran bedenimi görmek zorunda kalmazdınız...

genç birisi olmalısınız , ceset kokusundan rahatsız olan komşum Menşure teyze sizi aramış olmalı ...böyle önemsiz bir ihbara emniyet güçleri çaylakları gönderir ...tahmini benim yaşlarımdasınız , jilet gibi üniformanız ve sakal tıraşınızla ne kadar da görkemlisiniz memur bey ...bakmayın şuan kendimi astığım için kötü birisi gibi duruyorum ama aslında iyi birisiyimdir dediğim gibi allah yürü ya kulum demedi bana

benimle arkadaş olur musunuz memur bey ? durun ! cevabınızı hemen vermek zorunda değilsiniz , ben sizi gittiğim yerde bekliycem :)


                                                                                                 Sucuk Sucukoğlu

9 Ekim 2012 Salı

2+2=5


"ne kadar yalnızsın Sucuk?" diye sordu .  

daha cevap vermemi beklemeden suratıma tükürdü .. haklıydı suratına tükürülecek kadar yalnızdım. koskaca üniversitede yaz okuluna istatistik dersi almak için gelen benden başka öğrenci yoktu ...zaten bu sıcakta çekilecek eziyet değildi

ıslak mendille suratımı temizlememi istedi , öyle yaptım ... devam etti öfkesini kusmak için ağzına bir parmak attı :

" şuan tek derdim : antalya'nın bakir kız girmemiş koylarının birinde ; ayaklarımı yakan kızgın kumlar olabilirdi, mp3'ümden gün boyu Sentence , Pantera ve Anathema yükselebilirdi , güneşin altında sadece 1 tane tuborg kırmızı içip  sarhoş olabilirdim , denize işeyebilirdim , kızlara laf atabilirdim , ayağımda parmak arası terliklerim , üzerimde kemeraltından aldığım mayom , burnumda 50 faktöriyel güneş kreminin kokusu olabilirdi !...." 

"ama bunun yerine yaz okuluna geliyorum neden ?  çünkü salağın biri  başarılı olduğu halde benim dersimi tekrar yaz okulunda almak istedi ! bu dersten nah geçersin artık !!! naaah !!" 

arkasını dönüp ilerledi ...hala söyleniyordu  

aslında haklıydı , başarılıydım hatta notum da çok iyiydi ..

"Gurur  Hocaam " diye bağırdım . arkasını dönünce fırsatı kaçırmadan  :

" hocam Braga'ya deplasmanda yapıştırır mıyız ? " dedim .

" o Amrabat'ın amına koyayım  defansa gelmiyor şerefsiz " dedi. 


dediği doğruydu ....çok yalnızdım  hayatımın en güzel yazı olacaktı .



                                                                                          Onur Doğan'a ithafen.

7 Ekim 2012 Pazar

21 yıllık secerem




Kitapda yazıyordu ,anlamadığım kadarını anlatayım. 

içlerinden en akıllısı sordu :
"bu hayattan ne olarak göçeceksin? "

çıplak olarak geldiğim bu dünyadan  lacoste'larımla  göçeceğim! dedi içlerinden en umutlusu . 

herkes çıplak doğmuyor dedi içlerinden en umutsuzu. bedenine göre ölçülmüş bir hayat biçiyor terzilikten emekli anne ve babalar. sanki yaptıkları seksten utanıyormuş gibi. 

telefon rehberinde kayıtlı olan isimleri sadece bir kez görmüş olsan en az 400 insan görmüş olursun ama Allah benim telefon rehberimde yok dedi. içlerinden en matematikçisi .sanki bütün putperestler hasmıymış gibi 

seni seven insanlarla seni sevmeyen insanlar karşılaşsa mutlaka itilaf devletleri kazanır dedi. içlerinden en yalnızı , sanki yavuz ve midilli gerçekten arkadaşıymış gibi .

sen salaksın ! sen salak kalacaksın !  dedi . içlerinden en çalışkanı . sanki salaklık zannettiği denizlerin dalgasında boğulmakdan korkmuyormuş gibi

yok olacaksın , kaybolacaksın , yenileceksin dedi . içlerinden en başarılısı . sanki başarılarını terzi anne babasının elinde çıkma bir hayatdan ibaret değilmiş gibi

içlerinden birileri çıkıp sürekli bir şeyler dedi.. sanki bu hayat onlarınmış gibi.

içlerinden en salağı olarak cevaplıyorum :

demleme çay kadar değeriniz yok gözümde.