23 Eylül 2012 Pazar

Belgesel : Anadolu Aslanı


Haydarpaşa garından çıktığımızda yalçın 
"Yenecem seni istanbul!!" diye bağırması beni pek ilgilendirmedi, çünkü benim tek amacım nazlı'yı yenmekdi..Yoksa istanbul ve onun bütün eşi dostu akrabası ile bir alıp veremediğim yokdu..
Normalde bu kadar kindar olan ,hayatında ilk defa gördüğü bir manzaraya 40 yıllık hasmıymış gibi davranan yalçın ile yola çıkacak adam değilimdir.Ama gel görki benim ön yargılarım yoktur , bu kadar büyük kirli bir şehrin beni tek başıma yutma olasılığına karşın yanıma yalçın'ı aldım.
Benim hikayem olmasına rağmen yalçın'ın öfkelenmesinin nedenini biliyorum! aslında bunu yaşayan 7 milyar insandan 6 milyar 980 milyonu ( dünyadan bir haber kabile ve yamyamları çıkardım ) biliyor! Para...
Ona sorsak burjuvazinin altında kalmış bütün emekçi fakir halkı temsil ettiğini söyler ezberlediği kadarıyla....
gözleri uykusuzluktan kıpkırmızı olmuş bu Anadolu aslanına da herkes inanır. ama ben inanmam ! çünkü odasındaki 2010 model Porsche posterini gördüm, pazarda satılan çakma Lacoste'ların da en büyük alıcısı olduğunu biliyorum.
Yani yalçın istanbul'u -sözde- yense bile beni yenemez !

Bu meşhur film karesini yaşadıktan sonra derin bir boşluğa düşen yol arkadaşım,can yoldaşımı sigara tutarmış gibi yaptığım elimi 2 kere dudaklarıma vurarak hayata döndürdüm. hemen 2 kısa viceroy çıkartıp birini bana uzattı ...
Sigarayı tahmini içme süresi 3 dakikadan uzun değildir, yani ne yapacağımızı,nereye gideceğimizi kararlaştırmak için tam 3 dakikamız vardı.

Bu 3 dakikada ben nazlı'yı düşündüm ,ayaklarıma kapanacağı anı,benden af dileyeceği anı düşündüm.tam suratımda porno starı edasıyla takındığım gülümsememle "siktir git" diyecektim ki sigaram bitti...Yalçın'ın da ne yapacağımızı düşünmediği kan çanağı gözlerini benden kaçırmasından belliydi..Yaşadığımız bu olayı acemiliğimize vererek kendimize bir şans daha verdim . elimi yine dudaklarıma vurdum. daha yere indirmeden can yoldaşım , kader ortağım  avucuma bir dal kısa viceroy daha bıraktı .aynı anda yaktık sigaralarımızı ..

yine aklım nazlı'ya kaydı.. nasıl terk ederdi beni? şimdi evleneceği o şerefsizin 2 arsası bizim aşkımızdan metrekare olarak daha mı büyüktü?..tam bunları düşünürken yalçın lafımı bal ile kesti 
" ben bu sigaranın anasını sikeyim "
 ..istanbuldan sonra sigara ile kapışan yoldaşıma baktım
" ne oldu ?" .
 " hemen bitiyor bu yavşak sigara " dedi...sigaraya karşı yalçın'ın yanında yer almak için daha en az 3-4 fırtı olan sigaramı yere fırlattım ." haklısın kardeşim " 

sigara yakmasak bile benim aklımın nazlı'ya kaydığını farkettim . yalçın tıpkı bir anadolu aslanı gibi koşarak gözden kayboldu ...2 dakika sonra avını kapmış şekilde yanıma geldi . ben hiç bir şey demeden yeni aldığı paketi açarak 2 tane uzun viceroy çıkardı . bu sefer elimi sigara içmek istemediğimi anlatmak için kaldırdım .
o şerefsizin denize nazır arsalarının  benim aşkımdan metrekare olarak daha büyük olduğunu anlamak için haydarpaşa garının önünde 7 dakika geçirmem yetti, bu şehirde ben kötü adam bile olamazdım.

"nazlı da ve nişanlısı da allahından bulsun!" diye mırıldandım

yalçın beni duydu . beni gaza getirmek için istanbul'a bir iki küfür daha salladı ...ona hiç itibar etmem ama anlayışlı çocuktur çok fazla uzatmadı.

" hadi gel bilet alalım , Anadolu aslanının yeri anadoludur ! " diye bağırdım! .ensesine şaplak atıp kaçtım. gişelere kadar yarıştık

yalçın, 7 dakikada  istanbul'a dersini verip dönüyordu, mutluydu , heyecandan uyuyamadığı gözleri huzura kavuşmuştu ..

morali bozulmasın diye anadolu aslanlarının yıllar önce tükendiğini söylemedim. 

17 Eylül 2012 Pazartesi

Kolaylı


Merhaba sevgilim . merhaba gün aşırım , hatasız kulun en çok merak ettiği günahım ,herşeyim. merhaba.

Bugün sana Kolaylı Dinlenme Tesislerini anlatıcam . Dur hemen okumadan  ağız burun bükme , yine bu çocuk ne tür delilikler peşinde deme ...neyse :

Önce Kolaylı ile nasıl tanıştım onu anlatayım . 
      
     2005 sonbaharına yeni girmiştik ,sonbaharı cümlelerde  kullanamayacak kadar sıcak bir hava vardı . Yine bir şehiri terketmek için otogarda ucuz bilet arıyordum . kendimi simsarların en cana yakınına teslim ettikten sonra izmir otobüsünün 33 numaralı koltuğuna yer buldum ...33 numaralı koltukların nasıl fakir koktuğunu başka bir mektubumda anlatırım sevgilim konuyu dağıtmayayım . 
bir şehri terkederken insan çok yorgun oluyor , bütün güzel anılarını ,iyi insanları,seni seven ve sevdiklerini unutmak için uyumak istiyorsun . Ben de öyle yaptım .uyudum.
  
Gözümü açtığımda muavin mola süremizin 30 dakika olduğunu ve değerli eşyalarımızı yanımıza almamızı söylüyordu aksi takdirde çalınırsa işletme mesuliyet kabul etmiyormuş..dediğini yaptım .sigaramı yanıma alarak  otobüsden indim . Kolaylı ile o an tanıştık . insanın gözünü alan bir tabela , 2 adet umumi tuvalet , sadece sucuk satan bir süpermarket , hediyelik eşya satan(satamayan) bir dükkan ve benim gibi simsarların en cana yakınına ( simsarlar hep cana yakındır ) teslim etmiş ucuz biletli insanlar ...işte kolaylı!  
   
çay içmek istersen bunu gözünden anlayan garsonlar en fazla 10 saniye sonra çayını eline tutuşturur , normalde diğer tesisler ürünleri başka yerden alma şansın olmadığını bildikleri için en pahalı fiyatlara satarlar , ama kolaylının para kazanmak gibi bir derdi yoktur ..eğer kolaylının süpermarketine girip sucuk istersen bunu yurdun her yerinde satılabilecek kadar uygun fiyatlara alırsın ...ve sevgilim sana yemin ederim eğer biraz araştırırsan kolaylıda bedavaya tuvalete girebilirsin .. 


neden sana kolaylıyı anlattığımı mutlaka bana sormasanda kendine soracaksındır .

 muavin 30 dakika molamızın olduğunu söyleyince uykumdan uyanıp heyecanla kolaylıya koşuyorum sigaramın yanında çayımı içiyorum , tuvaletime girdikten sonra sucuğumu alıp otobüsüme geri dönüyorum ..kolaylıdan ayrılırken uykuma tekrar dalıyorum ...kolaylı tıpkı bir rüya gibi.  

seni de sadece rüyalarda görebildiğimi unutma sakın ..